Ivette Löcker ve İnsan İlişkileri Üzerine Düşünceleri
Berlin merkezli Avusturyalı yönetmen Ivette Löcker, insan ilişkileri ve bağları üzerine derinlemesine çalışmayı seviyor. Sarajevo Film Festivali’nde gösterilen son belgeseli Our Time Will Come (Unsere Zeit wird kommen) ile ilgili olarak THR’ye verdiği bir röportajda, önceki filmlerinin çoğunlukla farklı türde ilişkileri ele aldığını belirtiyor. Löcker, ırklararası ilişkiler konusuna olan ilgisinin artığını ve bu tür ilişkilerin toplumda giderek yaygınlaştığını söylüyor. “Beyaz çoğunluğun üyeleri olarak, bu tür ilişkileri daha iyi anlamalı ve onlarla alışmalıyız,” diyor.
Film Konusu: Kültürel Farklar ve Zorluklar
Sarajevo film festivalinin siteinde yer alan sinopsise göre, belgesel, Gambia’dan Siaka ve eşi Victoria’nın gerçek hikayesini anlatıyor. Yıllar süren belirsizlik ve zorunlu sürgün sonrası, çiftin Avusturya’ya geri dönmesi ve burada bir aile kurma çabalarıyla başlıyor. Ancak kültürel farklılıklar ve toplumsal yapıların katılığı, çiftin mutlu bir gelecek kurma yolunda büyük engeller oluşturuyor. Filmde, “Racism is a sickness,” diyen Siaka’nın sözleriyle toplumda artan otoriterlik ve popülist hareketlerle ilgili eleştiriler de dile getiriliyor.
Belgeselin Görsel Tarzı ve Anlatım Biçimi
Löcker, filminde herhangi bir etiket kullanmaktan kaçınıyor. Gözlemci bir tarzla birlikte, şiirsel görselleri sevdiğini belirtiyor. Çiftin gündelik yaşamını takip ederken, anlık sohbetler ve samimi anlar sunmayı amaçlıyor. Ki bu unsurlar, izleyicilere Gambia’dan Avusturya’ya uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. “Bu benim için modern bir aşk hikayesi,” diyor Löcker, çünkü günümüzde insanlar artık kendi vatandaşı olmadıkları yerlerde yaşamayı daha sık deneyimleyecekler.
Film Sürecinin Başlangıcı: Tesadüfler ve Yeni İlişkiler
Film sürecinin başlangıcı oldukça ilginç. Löcker, Victoria ile 2017 yılında Avusturya’daki Diagonale Film Festivali‘nde tanışmış. O yıl Victoria’nın kısa filmi, Löcker’in Ties That Bind adlı uzun metrajlı filminden önce gösterim yapılmış. Yakın zamanda Victoria, Löcker’e kendisi ve Siaka’nın hikayesinin bir belgesel için ilginç bir konu olabileceğini söyledi. Yönetmen, çiftin hikayesini anlatma fikrinin onu heyecanlandırdığını ifade ediyor.
Pandemi dönemindeki Zoom görüşmelerinde, Löcker çiftin birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu, kültürel farklılıkları nasıl aşmaya çalıştıklarını gözlemleme fırsatı buldu. Çiftin, bu film aracılığıyla izleyicilere sunacakları samimi anekdotları ile zorlukları konu almayı hedefledi. Löcker, onlara günlük yaşamlarını nasıl idare ettiklerini sormak için çok mutlu olduğunu belirtiyor.
Aile Teması ve Küresel Hedefler
Başlangıçta, filmin odak noktası sadece çiftin ilişkisi iken, zamanla aile kavramı ön plana çıkmaya başladı. Siaka’nın bir çocuk sahibi olma isteği, filmin temasını değiştirdi. Küresel bir hikaye anlatma hedefiyle, Löcker, spesifik sorunların yanı sıra daha geniş bir kitleye hitap edecek bir yapı oluşturmayı amaçladı. Film, izleyicilere kendi hikayeleri ile ilişki kurabilecekleri bir alan sunuyor.
Gelecek Projeler ve Kadın Arkadaşlığı Üzerine Çalışmalar
Peki, Löcker’in geleceği için planları neler? Yönetmen, yeni bir projesi üzerinde çalıştığını ve finansman sürecine Eylül’de başlamayı planladığını belirtiyor. Bu projede, daha fazla protagonist ile yer alacağı ve kadın arkadaşlıkları üzerine yoğunlaşacağı müjdesini veriyor. Yönetmenin bu yeni çalışması, izleyiciler için farklı bir bakış açısı sunma potansiyeli taşıyor.
Avusturya’nın artan otoriterlik eğilimleriyle birlikte, Löcker’in belgeseli sadece bir aşk hikayesini değil, aynı zamanda kültürel çatışmaların ve zorlukların evrenselliğini de ele alıyor. Bu bağlamda, izleyicilere düşünecek birçok konu sunuyor. Her insana ait bir bireyselliği ve yaşam mücadelesini temsil eden bu film, kelimelerle anlatılabilenden çok daha fazlasını içeriyor. Film yapımcılarının karşılaştığı etik ve sosyal meseleler, kişisel hikayelerin evrenselliği ile birleştiğinde derin bir etki yaratıyor.


