Sabit, neredeyse sınırsız ve emisyonsuz bir enerji kaynağı. Özellikle yüzeye çok yakın olduğu ve jeotermal enerjinin doğduğu ama asla yayılmadığı İtalya’da, ayaklarımızın altında uyuyan dünyanın sıcaklığıdır. OECD’nin enerji kolu Uluslararası Enerji Ajansı Direktörü Fatih Birol, “Jeotermal enerji şu anda küresel talebin %1’inden azını karşılıyor, ancak yeterli yatırımlarla 2050 yılına kadar küresel elektrik ihtiyacının %8’ini karşılayabilir” diye açıklıyor. Birol, “Ve İtalya bu çığır açıcı sıçramaya liderlik edecek kilit ülkelerden biri çünkü bunu yapacak kaynak ve becerilere sahip” diye ekliyor.
İtalya’da gerekenler var
Son araştırmalara göre İtalya’nın jeotermal kaynakları, ulusal enerji ihtiyacının dört katından fazlasını karşılamaya yetiyor. Birol’un mesajı açık: İtalya için, yenilenebilir kaynaklardan oluşan bu Sindrella’ya değer verilmesi, endüstriyel kalkınma için mükemmel bir fırsat olacaktır; bunun, son günlerde hızla artan gaz fiyatlarındaki dalgalanmalara bağlı olan ulusal enerji faturası üzerinde de olumlu yansımaları olacaktır. Tekrar. Ancak ileriye nasıl bakacağınızı bilmeniz gerekir.
Ajansın son raporuna göre, bugün ile 2050 yılları arasında en az 800 gigawatt küresel jeotermal kapasitenin kurulması tamamen gerçekçi. Mevcut 16 gigawatt’tan 800 gigawatt’ın üzerindeki kurulu güce sıçrama, küresel elektrik talebindeki büyümenin %15’inin karşılanmasını mümkün kılacak. Birol’a göre enerji geçişine önemli bir katkı: “Sektör büyük bir çalkantı içinde, yatırımlar ABD’nin yanı sıra Çin, Hindistan, Türkiye ve bazı Avrupa ülkelerinde de artıyor, dolayısıyla patlama hızla gerçekleşecek. Bu hızla jeotermal enerjiye yapılan yıllık yatırımların 2035 yılına kadar 1 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz.”
Süreçleri basitleştirin
IEA başkanının hükümetlere, özellikle de İtalyan hükümetine çağrısı, engelleri yıkmak yönünde: “İtalya’nın büyük bir jeotermal potansiyeli var ve hükümet, bu yenilenebilir kaynağın sistemdeki pazar payını artırmak için önemli bir baskı yapabilir. Ancak bazı engellerin kaldırılması gerekiyor. Öncelikle jeotermal projelerine ilişkin yetkilendirme süreçlerini basitleştirmemiz gerekiyor. İkincisi, jeotermal işletmecisine uzun vadeli garantiler sağlanmalıdır. Üçüncüsü de sektörde inovasyonu desteklememiz gerekiyor. Bunlar IEA’nın İtalyan hükümetine sunduğu üç tavsiyedir.” Bunun yerine İtalya pozisyon kaybetmeye devam ediyor: Statista’ya göre 2003’te kurulu jeotermal enerji açısından dünyada dördüncü ülkeyken, 2023’te sekizinci sıraya geriledik.
Maliyetler düşüyor
Jeotermal enerjiye olan ilginin yeniden canlanması, kısmen kaya petrolü ve gazının çıkarılmasıyla bağlantılı bir dizi teknolojik gelişmeye bağlıdır: “Bu teknolojilerle üç kilometre derinliğin ötesine sondaj yapabilir ve henüz kullanılmamış muazzam kaynaklara ulaşabiliriz; bu da jeotermal enerjiyi, Artık dünyanın sadece bazı bölgelerinde uygulanabilir, hemen hemen tüm ülkelerde kullanılabilir” öngörüsünde bulunuyor Birol. Endüstriyel açıdan bakıldığında avantaj iki yönlüdür: «Jeotermal enerji, yenilenebilir enerjilerin elektrik sistemlerine entegrasyonunu teşvik edebilir ve jeotermal enerji oluşturmak için gereken becerilerin %80’i göz önüne alındığında, petrol endüstrisini temiz kaynaklara dönüştürmek için anahtar teknoloji haline gelebilir. Proje, petrol sondajı için gerekenlerle tamamen aynı.” Birol’a göre, “jeotermal enerjinin üretim maliyeti on yıl içinde megawatt saat başına 50 dolara, yani hidroelektrik enerjiden daha azına düşecek.” Bu nedenle “Microsoft’tan Google’a kadar birçok teknoloji şirketi, yapay zeka veri merkezleri için ucuz enerji sağlamak amacıyla yeni ortaya çıkan jeotermal operatörlerle uzun vadeli sözleşmeler imzalıyor.”

