Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Filistin’in Tanınması
Bu hafta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 80. yılını kutlamak için New York’ta toplanıyor. Bu cene, pek çok ülkeden gelen Filistin Devleti tanıma adımları ve İsrail‘in Gazze’deki saldırgan politikalarıyla ön plana çıkıyor. Son günlerde, Fransa, Birleşik Krallık, Avustralya ve Kanada gibi ülkeler, Filistin’i tanıyan açıklamalarda bulundu. Bu durum, Benjamin Netanyahu hükümetinin uluslararası arenada karşılaştığı baskıyı artırıyor.
Önümüzdeki günlerde daha fazla ülkenin bu tanımayı gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu gelişmeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından, Gazze’de ateşkes çağrısını içeren bir önergeyi yeniden veto etmesi sonrasında daha da anlam kazanıyor.
İki Devletli Çözüm ve Insani Kriz
Birleşmiş Milletler’in 193 üyesinin liderleri, 29 Eylül’e kadar sürecek olan bu cümlede birçok konu üzerinde tartışma fırsatı bulacak. Ancak, özellikle İsrail’in devam eden saldırıları ve Gazze’deki insani kriz konuları, toplantının gündeminde bulunuyor. İki devletli çözüm modelinin bu duruma kalıcı bir çözüm getirip getiremeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Portekiz, geçtiğimiz günlerde Filistin’i tanıma hamlesinde bulundu. Bu durum, Netanyahu hükümetinin öfkesiyle karşılandı. Netanyahu, bu ülkelerin hareketini teröre destek olarak değerlendirdi. Mahmud Abas, bu tanımların Filistin devletinin varlığını pekiştirdiğini ve aynı zamanda İsrail ile barış içinde bir arada yaşayabileceği görüşünü savunuyor.
Netanyahu’nun Mesajı
Netanyahu, ülkeleri uluslararası alanda talep ettikleri iletileri kısmen yanıtlar nitelikte açıklamalarda bulundu. Özellikle Cisjordania konusunda, yeni hamlelerde bulunmak için karar almak üzere olduklarını belirtti. Bu durum, Amerika’nın İsrail hükümetine verdiği desteğin, bu tür hamlelerle pekişeceğini gösteriyor.
İsrail’in sürekli artan saldırıları, insani krizi derinleştirirken, Birleşmiş Milletler Cenevre Sözleşmesi’ne bağlı olan çoğu ülke, bunun karşısında sessiz kalmayı tercih etti. Keir Starmer gibi politikacılar, Gazze’deki durumu “insan eliyle yaratılan bir felaket” olarak tanımlıyor. Bu tür açıklamalar, uluslararası hukukun yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor.
Sánchez ve Felipe VI’nın Katılımı
İspanya hükümet başkanı Pedro Sánchez, bu cümleye katılmak üzere New York’ta bulunuyor. Sánchez, bu yıl içinde birçok üst düzey toplantıya katıldığını vurgularken, bu sefer kraliçe Felipe VI’nin de bu zirvede söz alacağı belirtiliyor. Bu da İspanya’nın uluslararası arenada kayda değer bir tutum sergileme çabalarını ortaya koyuyor.
Sánchez, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ile de birebir görüşme yaparak ikili ilişkileri güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu toplantıların, iki devletli çözüm için katkıda bulunması umuluyor. Aynı zamanda Sánchez, Sara Aagesen ve José Manuel Albares gibi önemli isimlerle birlikte New York’ta kalmayı planlıyor.
Sonuç ve Gelecek Beklentileri
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ticaret ve diplomasi arasında köprüler kurmak amacıyla önemli bir platform sağlamaktadır. Ancak, Filistin’in tanıma süreci ve İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları, gündemi şekillendirmeye devam etmekte. Bu durum, uluslararası alanda daha fazla ülkenin tutum almasını tetikleyecek gibi görünüyor. Gelişmeler ışığında, insani durumun kötüleşmemesi için daha geniş kapsamlı çözümler ortaya konulması gerektiği aşikar.


