Dijital Çağda Bedenimiz ve Gizlilik
Kendini tanı. Bu eski bir deyim, ancak dijital çağda yeni bir anlam kazanıyor. Günümüzde, kalp atış hızınızı, kan basıncınızı, egzersiz alışkanlıklarınızı, su alımınızı, uyku düzeninizi, ruh halinizi, adet döngünüzü, cinsel aktivitelerinizi hatta dışkılama alışkanlıklarınızı takip eden akıllı cihazlar satın alabiliyorsunuz. Nesnelerin interneti, akademisyen Andrea Matwyshyn’ın tanımladığı gibi “Bedenler İnterneti” haline geldi ve bu, “nicel kendiniz” hakkında içgörüler satmayı vaat ediyor.
Kendini Anlama İhtiyacı
Kendini tanıma isteği yeni değil, ancak bu veriler aydınlanmanın farklı bir boyutunu sunuyor. Milyonlarca insan, günlük egzersiz hedeflerine ulaşmaları için durmalarını, derin nefes almalarını ve birkaç adım daha atmalarını hatırlatan akıllı saatler kullanıyor. Ancak bu algoritmik uyarılar, akıllı cihazların beden hareketlerinizi takip etmesi nedeniyle mümkün. Cihaz, nefes alıp almadığınızı bile biliyor. Bu durum, bir şekilde durduğunuzda polis için faydalı olabilir. Ürettiğimiz veriler, adım sayımızdan DNA’mıza kadar giderek yüksek bir gözetim altına alınıyor.
Dijital Gözetim: Kullanışlı mı, Tehlikeli mi?
Her gözetim kötü niyetli değil. Birçok tıp uzmanı, dijital takip sistemlerini hastalarına yardımcı olmak için benimsedi. Akıllı kalp pillerinin kalp atışını ölçmesi, dijital hapların ne zaman alındığını kaydetmesi ve akıllı bandajların erken enfeksiyon habercisi olması gibi yenilikler, verileri bedenimizde ve dijital sağlık kayıtlarımızla birleştirerek tıbbi sonuçları iyileştirme potansiyeli taşıyor. Ancak tıbbi verilerin bu kadar ulaşılabilir hale gelmesinin olası olumsuz yanları da mevcut.
Dijital haplar, psikiyatrik ilacınızı almayı bıraktığınızda doktorunuzu bilgilendirebilir. Akıllı saatleriniz, maraton antrenmanınıza yardımcı olmanın yanı sıra, uyuşturucu kullandığınız zamanları veya cinsel ilişkiye girdiğiniz anları da belirleyebilir.
Kadın Sağlığı Verileri ve Gizlilik İhlalleri
Son zamanlarda, bazı yasaların kürtajı suç sayması, bu tür bilgilerin toplanmasını daha da kritik hale getiriyor. Kadınların neredeyse üçte biri, üreme sağlığını izlemek için dönem takip uygulamaları kullanıyor. Bu uygulamalardan biri olan Flo, 48 milyon kadın tarafından kullanılıyor ve kullanıcının ruh hali, vücut sıcaklığı, semptomlar, ovülasyon ve cinsel partnerler hakkında bilgi topluyor. Eğer kullanıcı, hamilelik testinin sonucunu uygulamadan saklasa bile, kaçırılan dönem ve kaydedilen bulantılar, durumu hakkında iyi bir ipucu verebilir. Kürtajın kısıtlandığı eyaletlerde, bu veriler bir suçun kanıtı olarak kullanılabilir.
Kürtajın hala yasal olduğu eyaletlerde ise üreme bilgileri pazarlamacıların eline geçebilir. 2023 yılı itibarıyla, Federal Ticaret Komisyonu “femtech” şirketi Premom’u üçüncü taraflara veri sattığı için ceza verdi. Premom, Flo gibi, kişisel verileri paylaştığını belirtmemişti. Bu veriler, bireyin cinsel ve üreme sağlığı, ebeveynlik ve hamilelik durumu gibi bilgileri içeriyordu.
Psikolojik Sağlık Uygulamaları ve Veri Gizliliği
Mental sağlık uygulamalarının ve çevrimiçi terapilerin yükselişi, bir başka öz-gözetim yönünü ortaya koyuyor. Online terapi şirketi BetterHelp, 2 milyon kullanıcısına hizmet sunuyor. Kullanıcılar, depresyon, yakınlık ya da ilaçlar gibi konulardaki sorunlarını yanıtlayarak bağlantılar, tavsiyeler ve kaynaklar alabiliyor. Ancak şirket, bu kişisel verileri Facebook gibi hedeflenmiş reklam şirketlerine satıyordu; bu uygulama, 2022’de FTC’nin şikayetiyle durduruldu ve şirket 7.8 milyon dolarlık ceza aldı.
Sonuç olarak, bireylerin gizliliği, dijital çağda tehdit altındadır. Bedenimiz üzerinden toplanan veriler, hem sağlık hem de pazarlama alanında kullanılırken, mahremiyetimiz yok olma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle, akıllı cihazları kullanırken dikkatli olmak ve hangi verilerin paylaşıldığını anlamak büyük önem taşıyor.
Teknoloji
US-1

