Galaksiyi Tarayan Astronomlar saat kumuna benzer bir yapı keşfettiler
ESO 130 G012 olarak bilinen bu galaksi, kozmosda oldukça sıradan görünüyordu. Dünya’dan 55 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alan bu kenar-dan spiral galaksi, yıldızları ortalama bir hızda, hızlı olmayan bir tempoda üretiyordu. Ancak, Avustralya’nın ASKAP teleskopundan gelen radyo görüntüleri incelendiğinde, beklenmedik bir şey fark edildi. Galaksinin küçük diskinin üzerinde ve altında beliren ince çizgiler, gözlemlendiğinde daha büyük bir yapının varlığını ortaya koyuyordu.
Saat Kumuna Benzeyen Yapının Yapısı
Radyo ışığıyla incelendiğinde, bu yapının, görünür yıldızların ötesine uzandığı görüldü. Malzeme, galaksinin düzleminden yukarı doğru akıyor ve ardından iki yanına geniş bir funnel şeklinde yayılıyor. Sonuç, uzayda dik duruyan bir saat kumu gibi görünüyor. Üstten alta kadar olan akış, yaklaşık 160,000 ışık yılı uzunluğunda. Bu mesafe, galaksiyi daha fazla incelemeye değer kılan bir unsurdu.
Saat kumunun bel kısmı galaksinin merkezine yakın bir konumda yer alıyor. Yaklaşık 33,000 ışık yılı genişliğinde olan bu bölge, yıldız oluşum diski ile hizalanmış durumda ve yukarı ve aşağı doğru, yaklaşık 30 derece açıda, belirgin bir eğri veya kırılma olmaksızın genişliyor. Bu görüntü, kaotik değil, oldukça düzenli gözüküyor.
Bu Yapı Nereden Geldi?
ASKAP, evrenin evrimsel haritasını çıkarmak için yaptığı gözlemler esnasında bu akışı 944 MHz frekansında yakaladı. Yapılan çalışmalar, bu alanda daha önce gözden kaçan ince radyo özelliklerini ortaya çıkardı. Yapılan bir çalışma, ortaya çıkan yapının tek bir akıntıdan ziyade katmanlı bir sistem olduğunu gösteriyor. Ortada yoğun bir radyo çekirdek bulunuyor ve etrafında iç yıldız halkası ile bağlantılı emisyon düğümleri yer alıyor. Bu yapının dış kenarlarından yukarı doğru X şeklinde radyo kanatları yayılıyor ve bu kanatlar saat kumunun duvarlarını oluşturuyor.
Normal Yıldız Oluşumu Bu Yapıyı Gerçekten Oluşturabilir mi?
Keşfin daha şaşırtıcı yönlerinden biri, galaksinin aşırı bir hızla yıldız üretmemesi. ESO 130 G012, yılda yaklaşık 0.2 güneş kütlesi kadar yıldız üretiyor. Bu değer, yerel galaksiler için bile düşük bir oran. Ancak araştırmacılar, diskin tamamında sürekli bir yıldız oluşumunun yeterli olabileceğini öne sürüyor. Stellar rüzgarlar, süpernova patlamaları ve kozmik ışınların baskısı, zamanla malzemeyi yukarı doğru itebilir. Bu durumda, akışın yavaşça şekillendiği ve diskin yapısıyla şekillendiği düşünülüyor.
Siyah Delik Bu Yapıda Rol Oynuyor mu?
Galaksinin merkezinde tahmini 50 milyon güneş kütlesinde bir kara delik bulunuyor. Bugün için sessiz görünse de, geçmişte daha aktif bir dönem geçirmiş olabilir. X şeklinde radyo kanatlarının, aktif galaktik çekirdekler ile ilişkilendirildiği biliniyor. Bu durum, kara deliğin daha enerjik bir evre yaşamış olabileceğini düşündürüyor. Geçmişteki bir aktif faz, dışarıya malzeme fırlatarak geride kalmış yapıları oluşturmuş olabilir.
Bu Keşif Neden Sıradan Galaksiler İçin Olağandışı?
Büyük bipolar akıntılar genellikle uzak galaksilerde veya yoğun değişim geçiren sistemlerde görülür. Bu kadar yakın ve sakin görünen bir galakside bu tür bir yapının bulunması oldukça nadirdir. ESO 130 G012, optik görüntülerde rahatsız edici bir görüntü sergilemiyor; yıldızları düzenli hatlar izliyor. Ancak, radyo halo etrafındaki görüntü farklı bir hikaye anlatıyor.
Bu tezat, gözlemin değerini artırıyor. Galaksi evriminin daha sessiz ve yavaş gerçekleşebileceğini, ancak yine de büyük yapılar üretebileceğini gösteriyor.
Gelecekte Hangi Sorular Ortaya Çıkıyor?
Araştırmacılar, galaksiyi disklerin çevresindeki halo ile nasıl bağlantı kurduğunu incelemek için umut verici bir hedef olarak değerlendiriyor. Akış, galaksinin içinde enerji hareketinin nasıl gerçekleştiğini test etme fırsatı sunuyor. Şu an için saat kumunun varlığı, radyo ışığında asılı kalıyor. Sadece varlığını sürdürüyor ve uzaya sakin bir şekilde yayılıyor. Bu durum, sıradan galaksilerin bile, görünür sınırlarının ötesinde uzun tarihler taşıyabileceğini hatırlatıyor.


