Ari Aster ve Eddington: Korkunun Yeni Yüzü
Ari Aster, sinema dünyasında korku türünü yeniden tanımlayan oldukça yetenekli bir yönetmendir. Daha önceki projeleri olan Midsommar, Hereditary ve Beau is Afraid ile dikkatleri üzerine çeken Aster, şimdi de son filmi Eddington ile karşımıza çıkıyor. Bu filmde, Aster, COVID-19 pandemisini bir arka plan olarak kullanarak korkunun dinamiklerini ve toplumsal huzursuzlukları ele alıyor.
Filmin Hikayesi ve Teması
Eddington, 2020 Mayıs ayında, Eddington, New Mexico’da geçiyor. Filmde küçük bir kasabanın şerifi (Joaquin Phoenix), pandemi sürecinde ortaya çıkan siyasi ve sosyal meseleler üzerine belediye başkanı (Pedro Pascal) ile çatışma yaşıyor. Aster, insanların bu terk edilmiş dönemi unutmaktan kaçınmasını ve derinlemesine sorgulamasını sağlamak istiyor. Yönetmen, Hollywood Reporter’a verdiği bir röportajda, “Paradigma değiştirici ve korkunçtu; korkunç şeyler hakkında film yapmayı seviyorum,” diyerek, bu dönemi ele almanın önemine dikkat çekiyor.
Anti-Nostalji Yaklaşımı
Aster’ın Eddington’u yazarken pandemi sürecini değerlendirmesi, onu eskiye dönük bir bakışla değil, içinde yaşanan bir sürecin analizi ile ele alması yönünde bir etki yaratmıştır. “Bu film, anti-nostalji üzerine kurulu. Hâlâ pandeminin etkilerini yaşıyoruz. Karantina döneminde neler yaşandığını tam anlamıyla sindirdiğimizi düşünüyorum,” diyor Aster. Bu yaklaşım, filmdeki karakterlerin ve hikayenin dinamik yapısını da güçlendiriyor. Aster, her gün değişen olayların, filmin ilerlemesi üzerinde nasıl bir etki yarattığını vurguluyor; “Bu film, o günkü başlıklara göre şekillenen bir yapıya sahip,” diye ekliyor.
Karakterler ve Oyunculuk Performansları
Emma Stone, Austin Butler ve Luke Grimes gibi isimlerin yer aldığı film, Amerikan tarihi, ırksal uyumsuzluk, siyasi çatışmalar, protesto hareketleri ve yanlış bilgilendirme gibi geniş temaları işliyor. Aster, bu doğrultuda filmin Western türünde olmasının, Amerika’nın tarihini ve toplumsal yapısını aktarmak için uygun bir zemin oluşturduğunu düşünüyor. “Western, Amerika’nın kendisiyle ilgili ve yeni toplumların, sınırların inşası gibi konuları ele alıyor,” diyor.
Modern Gerçekçilik ile Klasik Western
Aster, filmi modern gerçekçilik ile harmanlayarak, kasabanın insanlarının archetypal bir yapı sergilediğini, ama aynı zamanda internet ile iç içe yaşamalarının da bir etkisi olduğunu belirtiyor. “Karakterler, archetypal yapılarla bilgilendirilmiş durumdalar ama aynı zamanda internetin sunduğu farklı gerçekliklerde yaşıyorlar,” şeklinde tanımlıyor durumlarını. Film, bireylerin farklı gerçekliklerde yaşamalarının ve bunun sonuçlarının nasıl bir etki yarattığını da sorguluyor.
Joaquin Phoenix ve Pedro Pascal İşbirliği
Ari Aster, daha önceki projelerinde birlikte çalıştığı Joaquin Phoenix ile tekrar bir araya gelmekten mutluluk duyuyor. “Joaquin ve Pedro’nun arasında harika bir kimya var. İkisi de birbirini seviyor ve bu, filme de yansıyor,” diyor Aster. Casting sürecinin oldukça basit olduğuna dikkat çeken yönetmen, “Eğer onları alabiliyorsam, isterim,” diyerek oyuncu seçimindeki kararlılığını gösteriyor.
Filmin Vizyonu ve Çıkış Tarihi
Eddington, izleyicilere sadece COVID-19’un yarattığı toplumsal karmaşayı değil, aynı zamanda belirsiz bir geleceğe doğru atılan adımları gösteriyor. Aster, bu filmi yapmanın sebebini “her şeyin çöküşte olduğu bir zamanda, yeni bir başlangıç noktasında olmak gerektiğini” hatırlatarak açıklıyor. Film, 18 Temmuz’da sinemalarda yer alacak. Aster, izleyicilere, günümüz dünyasında uzaktan da olsa bir bağ kurma fırsatı sunmayı umuyor. Bu film, korkunun yanı sıra tarihsel gerçekleri ve modern dünyanın dinamiklerini keşfetmekten kaçınmayan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.


