Apollo uzay misyonları sırasında astronotlar, Ay’a yaptıkları yolculuk esnasında karanlıkta tuhaf ışık parlamaları gördüklerini rapor ettiler. Kabin ışıklarının kapalı olması ve gözlerinin karanlığa alışmasıyla birlikte, renk vermeyen bir dizi parlak nokta ve çizgi gördüler. Bu parlamalar, sadece onları etkileyen ve başkalarının göremediği bir olaydı. Zamanla ortaya çıkan bu durumun sebebi, derin uzaydan gelen kozmik ışınların gözleri aracılığıyla geçmesiydi. Koşullar iyi bilinse de, bu olayın temel biyofizik mekanizması henüz tam olarak çözülmüş değil.
Astronotların Gördükleri
Apollo 11 ile başlayan raporlar, astronotların gözleri kapalı ya da açıkken karanlıkta pin noktası, ince çizgiler veya küçük ışık bulutları şeklinde tanımladığı parlamaları içeriyordu. Bu parlamalar genellikle renksizdi ve dakikada yarım ila iki kez ortaya çıkıyordu; bu da uyku sırasında dikkat dağıtıcı olabiliyordu. Sadece bir misyonla sınırlı kalmayıp, Apollo, Skylab, Mir ve Uluslararası Uzay İstasyonu gibi birçok farklı görevde astronotlar benzer deneyimler yaşadılar.
Kozmik Işınların Bağlantısı
Bu fenomenin sebebini tespit etmek, düşünmekten daha fazlasını gerektiriyordu. Apollo 16 ve 17 ekipleri, kozmik ışınlardan gelen parçacıkları tespit etmek için “Apollo Light Flash Moving Emulsion Detector” adında bir cihaz kullandılar. Bu cihaz, astronotların başına takarak Ay’a giderken ve geri dönerken kullanılan, yığılmış fotoğraf emülsiyonlarıyla dolu bir dedektördü. Üzerinde çalıştıkları veriler, belirli parlamaların kozmik ışınlarla ilişkili olduğunu gösterdi.
Belirsizlikler
Kozmik ışınların parlamalara neden olduğu kesin olarak kanıtlanmış olsa da, bu olayın arkasındaki biyofizik mekanizma hâlâ net değil. Birçok mekanizma önerilmiş olup, bunlar aylarca süren deneylerle güçlü bir şekilde desteklenmiştir. Öne çıkan teorilerden biri, parçacıkların retinada doku iyonize etmesiyle ışık algılayıcı hücreleri uyardığıdır. Ancak bu mekanizmalar arasında hangisinin baskın olduğu hala belirsiz. Diğer bir öneri ise Cherenkov ışınımıdır; parçacıkların gözün içinden geçerken görünür ışık yaymasıdır. Fakat bu durumda astronotların tanımladığı keskin beyaz noktalar, bu teoriyle uyumlu değildi.
Önem Derecesi
Dünya yüzeyinde, atmosfer ve manyetik alan sayesinde bu tür radyasyondan büyük ölçüde korunaklıyız. Ancak düşük yörüngede bu koruma azalıyor ve Apollo astronotları bu korumayı aştıkları için parlamaları daha yoğun hissettiler. Bu parlamalar, aslında derin uzaydaki yüksek enerjili parçacıkların insan vücudundan geçişinin görünür hale geldiği bir durumdu. Bu durum, uzun uzay yolculuklarındaki radyasyon sorunlarını önceden belirlemek adına önemli bir veridir.
Artemis ve diğer gelecekteki misyonlara katılan astronotların, benzer parlamalarla karşılaşacakları neredeyse kesindir. Ancak bu sefer daha iyi araçlar taşıyacaklar ve bu sonuçları daha kesin bir şekilde değerlendirecekler. Bu parlamaların nasıl oluştuğunu anlamak, küçük ama önemli bir buluş olabilir. Uzun süreli uzay yolculuklarının beyindeki etkileri ise araştırmanın merkezi meseleyi oluşturmaktadır.


