Yaklaşık 68 milyon yıl önce, Geç Kretase döneminde, Antarktika’da dev bir fosil yumurta bırakıldı. Yapılan kazılarda elde edilen kalıntılar, bilim insanlarının ilk başta düşündüğünün aksine, büyük bir deniz sürüngeninin yumurta bıraktığını ortaya koydu.
“Şey” (The Thing) olarak adlandırılan bu fosil yumurta, yaklaşık 28 santimetre uzunluğunda ve 20 santimetre genişliğinde. Seymour Adası’nda bulunan bu yumurta, şimdiye kadar bulunmuş en büyük yumuşak kabuklu yumurta olma özelliğini taşıyor ve herhangi bir hayvandan bulunmuş ikinci en büyük yumurta olarak kayıtlara geçti.
Fosil Yumurtanın İlginç Hikayesi
İlk başta fosil, yumurta gibi görünmüyordu. Antarktika sedimanlarında gömülü, deri gibi, katlanmış bir nesne olarak bulunan bu yapı, araştırmacılara sönmüş bir torba gibi geldi. Mikroskop altında yapılan incelemede, fosilin çok ince, milimetrenin bir bölümüne denk gelen narin bir duvara sahip olduğu ortaya çıktı. Bu duvar, belirgin gözeneklerden yoksun olup, modern kertenkele veya yılan yumurtaları gibi katmanlar gösteriyordu.
Bu araştırmanın başında, fosil yumurtaları ve sürüngenlerin evrimsel üreme süreçleri üzerine çalışan Lucas Legendre yer alıyor. Ekip, bu ilginç yumurtaya Antarcticoolithus bradyi adını verdi.
Büyük Sürüngenlerin Üreme Stratejileri
Bu keşif öncesinde, mosasaur gibi büyük deniz sürüngenlerinin canlı yavrular doğurduğu düşünülüyordu. Ancak, Antarktika’daki yumurta, bu düşünceyi sorgulayan bir bulgu sundu. İnce ve esnek kabuğu, en az bir deniz sürüngeninin yumuşak kabuklu yumurtalar bıraktığını gösteriyor; gençler hemen yumurtadan çıkarak uzun süre bir yuvada beklemek zorunda kalmıyordu.
Yumurtanın, büyük bir dinosaure benzer büyüklükte bir hayvandan geldiği düşünülüyor. Ancak, yapısı, onu tipik dinozor yumurtalarından ayıran özellikler taşıyor. Yani, bazı deniz sürüngenlerinin karma bir yaklaşım sergileyebileceği ve annelerin neredeyse doğum süresine kadar yavruları taşıyıp, ardından hızlı bir şekilde yumurta bırakma yoluna gidebileceği ihtimali öne çıkıyor.
Bu Fosil Yumurtayı Kim Bıraktı?
Yumurtanın çevresinde, aynı kayacın oluşumunda bilinen büyük bir mosasaur türü olan Kaikaifilu herveiye ait kemikler bulundu. Yaklaşık 10 metre uzunluğa ulaşabilen bu hayvan, o dönemin Antarktika denizlerindeki en büyük avcı olarak biliniyor. Yumurtanın varsayılan ebeveyni ise 7 metreyi aşkın bir uzunluğa sahip reformasyon müdahaleleriyle tanımlandı.
Bölgenin kuluçka alanı olarak kullanıldığını gösteren küçük mosasaur ve plesiosaur kemikleri, yeni yumurtalardan çıkan yavruların kıyılara daha yakın sığ sularda yaşam bulabileceğini düşündürüyor.
Tarih Öncesinde Yumuşak Kabuklar
Çoğu fosil yumurtası, sert, mineral bakımından zengin kabuklara sahiptir. Bu durum, bilim insanlarının yumuşak kabukların nadir olduğunu düşündürmesine neden oldu. Ancak, yeni analizler, yumuşak kabuklu yumurtaların erken dönem dinozorlarda mevcut olabileceğini ve sert kabukların ayrı soydan evrimleştiğini göstermektedir.
Antarktika’daki yumurta, yumuşak kabukların dev deniz sürüngenlerine kadar uzandığını gösteriyor. Bu bulgu, yaşam döngülerinin, eski Güney Kutbu’nda soğuk ve mevsimsel ışık koşullarına nasıl adapte olduğunu anlamak için önemli bir adım olabilir.
Bu çalışma, Nature dergisinde yayımlandı ve denizlerin derinliklerinden günümüze ulaşan bu bulgu, geçmişin sırlarını açığa çıkaran önemli bir dizi keşiften yalnızca biridir.


