OpenClaw’ın yaratıcısı Peter Steinberger, çeşitli AI teknolojileriyle çalışanlar için önemli tavsiyelerde bulunuyor. Deneyimlerinden yola çıkarak, günümüzde başarılı bir şekilde oluşturmanın en iyi yolunun keşfetmek, eğlenmek ve hemen uzmanlaşmayı beklememek olduğunu belirtiyor.
Steinberger, başlangıçta birleşik bir planı olduğunu söyleyemeyeceğini ifade ediyor. “Birçok şey denemekle geçti. İstediğim şeyler vardı, fakat bu şeyler yoktu ve… onları var etmek için kışkırtmayı denedim,” diyor.
Geliştirici, OpenAI’nin Geliştirici Deneyimi Başkanı Romain Huet ile gerçekleştirdiği röportajda OpenClaw’ın ilk zamanlarına dair anekdotlar paylaşıyor. İlk başta WhatsApp ile entegre olacak bir araç geliştirmeye başladığını, fakat bunu bir süreliğine bir kenara bıraktığını ve farklı şeylere odaklandığını aktarıyor. Çünkü, AI laboratuvarlarının kendisinin geliştirdiği şeye benzer bir şeyi kısa süre içinde yapacağını düşünüyordu.
“Bolca deneme yaptım. Misyonum biraz eğlenmek ve insanları ilham vermekti,” diyen Steinberger, geçen Kasım ayında, istediği şeyi geliştiren bir AI laboratuvarı olmadığını görünce ilk OpenClaw prototipini oluşturma kararı aldığını belirtti.
“Gerçek bir ‘açıklığın’ olduğu yer, Marakeş’teki bir hafta sonu seyahatinde ortaya çıktı. Bu araç sayesinde çok daha fazla şey yapabiliyordum, çünkü çok pratikti… Gerçekten iyi bir internet yoktu. [Ama] WhatsApp herkesin her yerinde çalışıyor,” diye ekliyor. Araç, restoran bulmaktan, bilgisayarında bir şeyler aramaktan, arkadaşlarına mesaj göndermeye kadar birçok işini kolaylaştırıyordu.
Teknolojiyi daha fazla oynadıkça, Steinberger, modern AI modellerinin problem çözmedeki yeteneklerinin coder’lar gibi ne kadar iyi hale geldiğini fark etti.
“Artık, hiç programlamadan bile, gerçekten çözümler üretebiliyorlar,” diyor.
Steinberger, geliştirme sürecinin kendisine iş akışında iyileşme sağladığını da vurguluyor. Diğer geliştiricilere, bunun zaman alabileceğini ve pes etmemeleri gerektiğini hatırlatıyor.
“Yazılımları eski tarzda geliştiren insanlar var, fakat o eski yöntemler artık geçerliliğini yitiriyor,” diyor. Vibe coding denemesi yapanlar ise elde ettikleri sonuçlarla hayal kırıklığına uğruyorlar.
Steinberger, vibe coding’i bir tür hakaret olarak niteliyor. Bunun, ilk başta düşündüğü kadar basit bir süreç olmadığını belirtiyor. “AI’yı deniyorlar, ancak bunun bir yetenek olduğunu anlamıyorlar,” diyerek AI ile kod yazmayı gitar çalmaya benzetiyor.
“İlk gün gitar çalmada iyi olamazsınız,” diyor. Bunun yerine, insanların öğrenmeye daha eğlenceli bir yaklaşım benimsemelerini öneriyor. Artık bir prompt yazdığında ne kadar süreceğine dair bir hisse sahip olduğunu ve eğer beklenenden uzun sürerse nelerin yanlış gittiğini düşündüğünü, buna göre uyum sağladığını aktarıyor.
“Her zaman tavsiyem, bunu eğlenceli bir şekilde ele almanızdır. Her zaman yapmak istediğiniz bir şeyi inşa edin. Eğer en azından bir inşaatçıysanız, aklınızın bir köşesinde yapmak istediğiniz bir şey olmalıdır. Sadece oynayın,” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Deneyimleme ve eğlenme yeteneği, özellikle insanların işlerinin AI tarafından ele geçirileceğinden endişeli olduğu bir dönemde oldukça önemli. “Eğer kimliğiniz: şeyler yaratmak, sorunları çözmekse; eğer güçlü ve akıllıysanız, her zamankinden daha fazla talep göreceksiniz,” diyor Steinberger.
Sizce AI ile çalışmak, yeni fırsatlar yaratmak adına nasıl bir yol sunuyor?

