Sho Miyake, Amerikalı sinema sahnesine iki yeni filmle adım atıyor: Small, Slow But Steady ve Two Seasons, Two Strangers. Bu filmler, insanların birbirlerine bağlanma arzusunu ele alan doğal manzaralar sunuyor. Miyake, “Toplumdan yavaş yavaş uzaklaşan rahatsız karakterleri seviyorum” diyor.
Görme engelli bir boksörün hikayesini anlatan Small, Slow But Steady, Keiko’nun (Yukino Kishii) ilk maçında başarıya ulaşma çabasını ve bu süreçte yaşadığı içsel çatışmaları işliyor. Sonraki projelerinden Two Seasons, Two Strangers ise bir senarist olan Li’nin (Shim Eun-kyung) hikayesini merkezine alıyor, insan ilişkileri ve izolasyonu derinlemesine ele alıyor. Film, ünlü çizer Yoshiharu Tsuge’nin eserlerinden esinleniyor ve yapısıyla dikkat çekiyor; bu yönüyle Miyake, Locarno Film Festivali’nde Altın Leopar ödülünü kazandı.
The Verge ile yaptığı röportajda, insan olmanın derin sorularının neden önemli olduğuna değinen Miyake, “Hayatın anlamını sorgulamak, insan deneyiminin bir parçası” şeklinde ifadelerde bulunuyor. Filmleri, günlük yaşamın sıradan ama önemli yanlarına odaklanarak insanların zorlayıcı içinde bulunabilecekleri durumları keşfediyor.
Miyake, karakterlerin rahatsızlıklarını yansıtarak onları daha gerçek kılmayı amaçlıyor. Özellikle, Small, Slow But Steady filmi üzerinden yaptığı değerlendirmelerde, “Küçük, yavaş ama kararlı” yaklaşımının hem sinema yapımında hem de toplumsal değişimlerde bir dönemi ifade ettiğini belirtiyor.
Filmlerinde karakterlerin düşük risklerle yüklü yüksek riskli çatışmalara girmesi dikkat çekerken, Miyake’nin yeni projelerinde bu temanın nasıl şekilleneceği ise merak konusu.
Gelişen teknolojilerin sinema üzerinde yarattığı etkilere dair sorulan soruya ise, “Bunlarla pek ilgilenmiyorum” yanıtını veriyor. Miyake’nin karakterleri ve hikayeleri hakkında daha fazla düşünmek için aklınızdaki soruları paylaşmak ister misiniz?


