Pragmata, son yıllarda video oyun endüstrisinin belirsizlik dolu sürecine rağmen Capcom’un güçlü ve uzun süreli franchise’larını pekiştirmesinin yeni bir örneği. Monster Hunter, Resident Evil ve Street Fighter gibi yapımlar, sürekli ve sağlam bir başarı sergilemekte. Bu ivmeyi daha da ileriye taşımak için Capcom, yeni bir oyun olan Pragmata‘yı tanıttı.
Pragmata, Resident Evil‘ın yavaş tempolu aksiyon unsurlarını birleştirerek, luna kolonizasyonundan yapay zekâya kadar her şeyi keşfeden bir bilim kurgu dünyasında geçiyor. Oyun, gerçekten olağanüstü fikirler barındırıyor; benzersiz bir savaş sistemi ve üç boyutlu yapay zeka tasarımlarını içeren kafa karıştırıcı seviyeler dikkat çekici. Fakat tüm bunlar, tanıdık bir yapının ve bilim kurgu klişelerine dayanan bir hikayenin arkasında gizli kalıyor. Pragmata, zamanla özel bir eser haline gelebilir; ancak bu ilk sürüm, öne çıkmak için fazla temkinli kalıyor.
Kısa bir ekiple bir ay üssündeki bir rahatsızlığı araştırmak üzere yola çıkan ana karakterimiz Hugh, ekibinin diğer üyelerinden ayrılır. Gittiği yer, ürkütücü bir sessizlik içinde boş. Hugh, çok geçmeden aslında deneysel bir android olan Diana ile tanışır. İkili, ne olduğunu anlamak ve Dünya’ya geri dönmenin bir yolunu bulmak için birlikte çalışmak zorundadır. Yolda, makineleri kontrol eden ve insanlara düşman olan isyankar bir yapay zeka ile karşılaşırlar.
Pragmata tahmin edeceğiniz üzere tam anlamıyla bir korku oyunu değil, fakat bazı gerilim unsurları taşıyor. Hugh, çok sayıda futuristik silah kullanabiliyor; bunlar arasında pompalı tüfek ve füze atıcı da var. Oyun, savaş yaklaşımınızı kişiselleştirmeniz için birçok yol sunuyor. Sürekli olarak malzeme topluyorsunuz; bu da Hugh’un zırhını ve silahlarını geliştirme fırsatı veriyor. Holografik bir yanıltıcı kullanarak düşmanları oyalamak, sonra da onlara yaklaşarak yakın dövüş silahımla onları alt etmek oldukça hoşuma gitti.
Hugh ile Diana’nın birlikte nasıl çalıştığı oyunun en ilginç yönlerinden biri. Küçük android her zaman Hugh’un sırtında duruyor ve savaşlar başladığında ikisini bir arada yönetmek durumundasınız. Diana, düşmanların zayıf noktalarına sızarak onları zayıflatırken, Hugh ateş ediyor. İlk başta bu durum garip geliyor; çünkü hackleme bir mini oyun şeklinde, ama bu işlem esnasında akış durmuyor, bu da sizi saldırılardan kaçınmaya ve ateş etmeye zorunlu kılıyor. Gerçekten de, “kafayı okşarken karnı ovalamak” gibi bir durumdayız; ama burada katil robotlarla savaşırken tuhaf bir labirenti geçmek zorundasınız.

Oyun, sadece asıl mücadele unsurları ile en iyisi değil, aynı zamanda çeşitli düşmanlar, tatmin edici silah hissiyatı ve bolca özelleştirme seçeneği sunarak dikkat çekiyor. Pragmata, cömert kontrol noktalarına sahip; her alanda geri döneceğiniz birkaç güvenli nokta mevcut. Bu noktalar, bir tür Death Stranding ilhamıyla, soluk almak, Diana ile sohbet etmek ve ekipmanınızı geliştirmek için size fırsatlar tanıyor.
Fakat diğer unsurları arasında ilginç olan pek bir şey yok. Genelde koloniyi araştırırken güç istasyonlarını etkinleştirip kapıları açmakla yetiniyorsunuz; bu da sizi tekrar Dünya’ya götüren bir yol oluşturmak için gerekli. Hikaye fazla da derin değil, çoğunlukla aşina olduğunuz bilim kurgu klişelerine dayanıyor. Geleceği şekillendiren tehlikeli bir yapay zeka kötü adamı ve 3D yazıcıdan yapılan nesneler gibi unsurlar; ama yine de yaratıcı bir anlatım sunmuyor. Çoğunlukla, neyin peşinde olduğunuzu bilmek için tüm bilgileri toplamanız gerekiyor.
Sonuç olarak, Pragmata birçok özgün fikir barındırıyor; ancak yine de fazla kopyacı bir his veriyor. Bu, oyun dünyasında sıkça görülen bir durumdur; yeni markalar, ilk başta kimlik oluşturmakta zorluk çekebilir, fakat bir devam oyununda formunu bulabilir. Capcom’un kendi franchise’larını geliştirmedeki yeteneğini düşündüğümüzde, başarması dileğiyle, bu oyun da benzer bir başarı elde edebilir mi?
Pragmata, 17 Nisan’da Switch 2, PS5, Xbox ve PC için piyasaya sürülecek.
Oyunun en çok hangi yönleri dikkatinizi çekti? Hangi yenilikleri beğendiniz?


