Wii U’yu elimde bulundurmanın tek bir nedeni var; klasik pinball oyunu Devil’s Crush’ı kolayca oynayabilmek. Yıllar içinde benim için bir rahatlama oyunu haline geldi. Ne olduğu tam olarak bilmiyorum ama tanıdık pinball oyun yapısının şeytani imgelerle birleşimi bana harika gelmeye devam ediyor ve yüksek puan peşinde kaybolmamı sağlıyor. Artık bu ihtiyacı karşılayacak başka bir seçenek var ve bu çok daha kompakt bir formda geliyor.
Devils on the Moon Pinball, Playdate için son derece kelime anlamıyla uyumlu bir isim taşıyor. Ayda pinball oynamaya dair bir oyun bu; aynı zamanda birçok küçük şeytanın evi konumunda. Tek bir pinball masası var ama üç farklı seviye sunuyor ve tamamı okült ve astrolojik temalar etrafında tasarlanmış. Bunun yanı sıra, zaman dolmadan ekrandaki her pin’e vurmak gibi çeşitli tek seferlik zorlukları daha küçük masalarda açmak mümkün.
Devils on the Moon Pinball oyunu hakkında iki harika şey var. İlki, oyunun gerçekten çalışması. Amano’daki geliştiriciler, minik Playdate’e en azından biraz gerçekçi hisseden bir fizik simülasyonunu sığdırmayı başarmış; oynamak gerçekten keyifli. Topu fırlatmanın verdiği tatmin edici ses, karmaşık oyun alanında topun zıplamasını izlemek ve nişan alırken topa hafifçe dokunarak atışlarınıza yön vermek gibi unsurlar oldukça eğlenceli. En azından tecrübeme göre, oyunda herhangi bir kayda değer yavaşlama yaşamadan bütün bunları yapmak mümkün ki, pinball oyunlarında bu hayal kırıcı olabiliyor. Playdate geliştiricilerinin cihazı zorlamasını izlemek gerçekten keyifli ve Devils on the Moon bunun en son örneği. (Bunu nasıl başardıkları merak ediyorsanız, ekip bir dizi teknik geliştirme blogu yazdı.)
Bu teknik başarı, oyunun ikinci büyük özelliğini oluşturuyor: Harika bir kişiliğe sahip olması. Pinball masası, küçük animasyonlu karakterlerle dolu; orta seviyede, Majora’s Mask’a taş çıkaran sırıtan bir ay var ve performansınıza tepki gösteren yaramaz şeytanlar her yerde. Özellikle kaybolan bir topu kurtaran kedi benzeri yaratıkları çok seviyorum. Ayrıca, en iyi dijital pinball versiyonlarında olduğu gibi, masa oynayışınıza göre düzenli olarak değişiyor ve puan kazanmanın yeni yollarını, daha da önemlisi yeni karakterleri keşfetme fırsatları sunuyor. Hatta yakaladığınız tüm şeytanları takip eden bir in-game grimoire bile var.
Benim için, her portatif cihazın en az bir sağlam pinball oyunu bulundurması gerektiğine dair söylenmemiş bir kural var. Bu oyunlar, birkaç dakikayı geçirmek ya da yüksek puan peşinde kaybolmak için ideal, bu sebeple taşınabilir bir cihaz için mükemmel. Game Boy’da Pokémon Pinball ve Kirby’s Pinball Land bulunuyordu, Nintendo DS’de ise Metroid Prime Pinball yer alıyordu. Şimdi, Playdate’de Devils on the Moon Pinball var ve nihayet Wii U’mu bir kenara koyabilirim.
Sizce pinball oyunları, portatif cihazlar için neden bu kadar uygun?

