Apple’ın en efsanevi bilgisayarı, iki mirasa sahip: biri bilgisayarın kendisi, diğeri ise reklamı. O reklam. Steve Jobs’un hem kendi mirasını pekiştirecek hem de Apple’dan çok geçmeden dışlanmasına sebep olacak bilgisayarı tanıtmadan birkaç gün önce, şirket hala en ikonik reklamlardan biri olan bir Super Bowl reklamı yayınladı. Bu reklam, Macintosh’un heyecanını ve önemini büyük ölçüde artırdı.
Macintosh başlangıçta harika bir bilgisayar değildi. Yeterli belleği yoktu; onu destekleyen yazılım sayısı yetersizdi; PC kullanıcılarının ihtiyaç duyduğu şekilde özelleştirilmesi mümkün değildi. Bu sorunları düzeltmek birkaç nesil aldı. Ancak, Macintosh birçok açıdan doğru yoldaydı. Bilgisayarları gelecekte nasıl kullanacağımıza dair doğru bir öngörüydü. Bilgisayarların daha basit olması gerektiği fikri de doğruydu. Donanım ve yazılım tasarımına bu denli derin bir ilgi göstermek fark yaratırdı. Apple, bu ilk Macintosh’lardan çok fazla satmasa da, bilgisayarları sonsuza dek değiştirdiği tartışmasız bir gerçektir.
Bu bölümde, orijinal Macintosh’un hikayesini anlatıyoruz. David Pierce, Nilay Patel ve Daring Fireball’dan John Gruber, projeye neden olan garip kurumsal çekişmeleri, Macintosh’un zamanla nasıl değiştiğini ve Jobs ile ekibinin cihaz için nasıl büyük bir heyecan yarattığını açıklıyor. Bu kadar büyük bir heyecan yaratmalarının bazı insanların ürünü göndermek istememesine bile neden olduğunu tartışıyorlar. Ardından, cihazın gerçek mirası üzerinde bir tartışma yapıyorlar; bilgisayar mı yoksa reklam mı gerçek ikon?
Bu, Version History serisinin üçüncü sezonunun dördüncü bölümü. Yeni bölümlerden ve diğer eğlenceli içeriklerden haberdar olmak için buradan takip edebilirsiniz:
Macintosh’un hikayesi ve mirası hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, işte başlamanız için bazı bağlantılar:

