Trump yönetimi, 2009’dan beri gezegenin ısınmasına neden olan kirliliğe dair federal düzenlemelerin temelini oluşturan önemli bir bulguyu kaldırdı. Yaklaşık iki yıl boyunca, “tehlike bulgusu” çevre koruma ajansının (EPA) Temiz Hava Yasası çerçevesinde sera gazı emisyonlarını kısıtlayıcı kurallar oluşturmasına imkân tanımıştı. Bu kuralların bireysel olarak iptal edilmesi yerine, Trump yönetimi bu bulguya saldırarak tüm kuralları bir kerede etkisiz hale getirebilir.
Bugün EPA, tehlike bulgusunu kaldırma planlarını kesinleştirerek egzoz emisyon standartlarını yeniden düzenleme girişimlerinin bir parçası olarak duyurdu. Bu hamle, ayrıca, iklim felaketlerine ve aşırı hava olaylarına yol açan enerji santralleri ve diğer sanayi tesislerinden karbondioksit emisyonlarını kontrol etme çabalarını da etkileme potansiyeline sahip. ABD, iklim değişikliğine neden olan karbondioksit kirliliğini Çin’den sonra en fazla üreten ülke olduğundan, bu kararın küresel etkileri olacak.
EPA yöneticisi Lee Zeldin’in verdiği bir basın açıklamasında, bu kararın ahlaki olarak savunulabilir bir nedeninin olamayacağını belirtti. Zeldin’in mirası, çocuklarımızın ve torunlarımızın çekmek zorunda kalacağı sıkıntı olacak. 2009’da EPA, sera gazlarının atmosferdeki varlığının “mevcut ve gelecek nesillerin sağlık ve refahını tehdit ettiğini” kabul etmişti. Dünya Sağlık Örgütü, iklim değişikliğinin neden olduğu beslenme yetersizliği, sıtma, ishal ve aşırı sıcaklık baskısı nedeniyle 2030 ile 2050 yılları arasında yıllık 250,000 ek ölüm olabileceğini uyardı.
Şimdi, EPA, ABD iş dünyası ve tüketicileri için maliyetli gördüğü düzenlemeleri azaltmaya odaklandığını ifade ediyor. Geçen yıl tehlike bulgusunun iptalini önerdiğinde, otomotiv üreticilerinin “sera gazlarıyla ilgili düzenlemelerin sebep olduğu önemli belirsizlikler ve büyük maliyetler yaşadığını” belirtti.
Bugün, ajans, tehlike bulgusunu iptal ederek 2012-2027 yılları arasındaki tüm araç ve motorlar için federal GHG emisyon standartlarının tamamını ortadan kaldıracağını açıkladı. Zeldin, bu eylemin “ABD tarihindeki en büyük düzenleme iptali” olduğunu savundu. Ajans, sera gazları üzerindeki düzenleyici gerekliliklerin kaldırılmasının toplamda 1.3 trilyon dolardan fazla tasarruf sağlayacağını ve araç başına ortalama 2,400 dolarlık bir maliyet düşüşü getireceğini öne sürdü.
Ancak, bu durum, enerjinin yükseleceğini varsayıyor ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle oluşacak ek maliyetleri göz önünde bulundurmuyor. Tehlike bulgusunun kaldırılması, Amerikalılara önümüzdeki 25 yıl içinde 310 milyar dolara mal olabilir.
Bu iptalin çevre grupları tarafından yasal zorluklarla karşılaşması da kesin görünüyor. Eğer bu dava Yüksek Mahkemeye taşınırsa ve mevcut yargıçlar arasında 6-3’lük bir muhafazakâr çoğunluk bulunuyorsa, 2007 yılındaki Massachusetts v. EPA kararını geri alma ihtimali söz konusu. Bu karar, EPA’nın temiz hava yasası çerçevesinde sera gazlarını düzenlemesine olanak tanımıştı. Böylece gelecekteki yönetimler, tehlike bulgusunun sağladığı iklim kurallarını yeniden uygulamakta zorlanabilir.
Kongre, artık federal düzeyde sera gazı emisyonlarını düzenleme yasasını çıkarmak zorunda kalacak. EPA, bugün yaptığı açıklamada Temiz Hava Yasası’nın motorlu araçlardan sera gazı emisyonlarını “küresel iklim değişikliği ile ilgili olarak düzenleme yetkisi vermediğini” belirtti. Bu büyüklükteki bir politika kararının, büyük ekonomik ve politik sonuçları olduğunu belirtti.
Eyaletler de kendi iklim kirliliği sınırlamalarını artırabilir. Colorado’nun temiz ulaşım hedeflerine yönelik federal saldırılara karşı durulması gerektiğini vurgulayan bir yetkili, eyalet liderlerinin cesur adımlar atma zamanının geldiğini ifade etti.
Farklı eyalet politikaları arasında gezinmek, otomotiv üreticileri için daha büyük yasal riskler doğurabilir. Tehlike bulgusunun iptal edilmesi, düzenleyici çerçevede büyük riskler ve belirsizlikler yaratıyor. Yatırım yapmış şirketlerin, gelecek nesil araçları üretmeleri konusunda destek görememesi gibi bir sonuçla karşı karşıya kalmaları olası.
İklim değişikliği hakkında yürütülen tartışmalarda, sizce hangi adımlar atılmalı?


