Jonathan Ross’un geçen Çarşamba sabahı Minneapolis’te Renee Nicole Good’u vurup öldürmesi, 2015’ten bu yana Göçmenlik ve Gümrük İdare (ICE) ajanları tarafından öldürülen en az 25 kişinin arasına katılmasına neden oldu. Good, 37 yaşında bir anneydi ve bu trajik olay, güvenlik güçlerinin yargıdan muaf olabileceği konusundaki endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Olayın Gözlemlenmesi ve Çelişkiler
Ross’un Good’un aracına birkaç kez ateş etmesinin ardından, olay anının yeniden yapılandırılması için çeşitli video görüntüleri incelendi. Bu incelemeler, Beyaz Saray ve İç Güvenlik Bakanlığı tarafından öne sürülen kurbanın kendisini savunduğu yönündeki iddialarla gerçek olay arasında belirgin çelişkiler ortaya koydu. Ancak geçmişte benzeri çelişkiler, ICE ajanlarının açtığı ateşin ardından hiç ceza davasına dönüşmemiştir. Gerçekte, belirli bir ICE ateşine bağlı olarak suçlamaların yapıldığına dair bir örnek bulunmamaktadır.
ICE Açısından Şiddet Kullanımı İstatistikleri
2015 ile 2021 yıllarını kapsayan bir inceleme sırasında, ICE’in ateş açtığı olayların sayısının 25 olduğu görülmüştür. Bu olaylardan 19’u, hareket halindeki araçlarla ilişkilidir ve en az 10 ölüme ve 6 yaralanmaya yol açmıştır. Ayrıca, ICE’ye bağlı görev gücü, kamu alanlarında, 22 kere ateş açmış ve bu durumlarda, yedisi hedef alınan kişiler olmayan toplam 7 kişi vurulmuştur.
Öz Savunma İddiası ve Hukuki Koruma
ICE’in veya ajanlarının yaptığı ateş açma eylemlerinde öz savunma iddiaları, tarihsel olarak çürütülmesi zor bir argüman olarak öne çıkmaktadır. ICE sözcüsü Mike Alvarez, bir ajan tarafından kullanılan ölümcül güç, “objektif olarak makul ve gerekli” olduğunda meşru kabul edilmektedir. Ancak, eski bir federal güvenlik görevlisi olan Mike German, bu durumun yargı süreçlerinde çok fazla etkisi olmadığını belirtmektedir.
Özellikle, bir yargıcın ya da savcının, bir güvenlik görevlisi için “makul korku” ilkesini değerlendirirken, bunu bir hukuk uzmanı açısından değil, bir sıradan vatandaş bakış açısıyla değerlendirmediği vurgulanmaktadır. Bu, çoğu durumda güvenlik güçlerinin, kendilerini veya başkalarını ciddî bir zarardan korumak için ölümcül kuvvet kullanmalarının yeterli bir sebep olarak görülmesine yol açmaktadır.
Sonuç ve Değişiklik Gereksinimi
Federal ajanslar tarafından yapılan ateş açma olayları üzerine yürütülen soruşturmaların nadiren ceza davasına dönüştüğü ve sonuçlarının kamuya açıklanmadığı belirtilmektedir. ICE’in çalışma yöntemlerinin gözden geçirilmesi ve güvenlik güçlerinin yargı önünde hesap verebilirliğinin sağlanması gerektiği aşikar. Bu tür olayların yeniden yaşanmaması için, yasaların ve uygulamaların güncellenmesi büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, ICE’in öldürücü gücünün yanına eklenen hukuki koruma, toplumun adalet beklentileri ile çelişmektedir. Bu durum, değişim için bir çağrı niteliği taşımaktadır ve toplumsal düzeyde etkili bir farkındalık yaratılması gerekiyor.
Teknoloji
US-1

