Him: Korkunun Spora Dönüşümü
Son yıllarda korku sineması alanında pek çok farklı tema gözler önüne serilirken, profesyonel sporlar gibi alışılmışın dışında bir konuya odaklanan filmler oldukça sınırlıdır. Jordan Peele tarafından üretilen Him filmi, bu eksikliği gidermek amacıyla ortaya çıkmıştır. Ancak Justin Tipping’in yönetmenliğini üstlendiği bu yapım, potansiyelini doğru bir şekilde değerlendiremeyerek beklentileri karşılamaktan uzak kalmıştır. Film, başlangıçta ilgi çekici bir hikâyeye sahipken, ikinci yarısında sürreal unsurlarla dolu bir karmaşaya dönüşerek izleyiciye tam anlamıyla korku hissi vermeyi başaramamaktadır.
Cameron Cade’in Hikâyesi
Film, Cameron Cade (Tyriq Withers) adında genç bir yeteneğin hikayesi etrafında dönüyor. Cameron, başarılı bir kolej kvartibek‘idir ve profesyonel kariyerine adım atmak üzeredir. Ancak, NFL deneme etkinliğine katılmadan hemen önce gizemli bir kostümlü figür tarafından saldırıya uğrayarak ciddi bir beyin yaralanması geçirir. Bu olay, onun beklentilerini ve hayallerini altüst ederken, sağlık durumu konusunda da tartışmalara yol açar.
Cameron’a, sağlığı için hayallerinden vazgeçmesi gerektiği söylenir. Ancak, babasının ona öğrettiği “her şeyin peşinden koş” anlayışıyla, hayallerinin peşini bırakmaya niyeti yoktur. Çıkarcı menajeri (Tim Heidecker) tarafından yönlendirilen Cameron, idolü olan efsanevi kvartibek Isaiah White (Marlon Wayans) ile kişisel antrenman yapma fırsatını kaçırmak istemez.
Garip Antrenmanlar ve İsepsel Manipülasyon
Cameron, White’ın çöl içerisindeki izole tesisine ulaştığında, burada garip bir grup insanla karşılaşır. Bu grup, Cameron’ın hayalini süsleyen dünya ile karşıt bir atmosfer sunarken, White, genç oyuncunun iletişimini sosyal medyadan koparmak için telefonunu gasp eder. Burada, Cameron’ın fiziksel ve psikolojik olarak fırtınalı bir antrenman sürecine girdiği görülür.
White, Cameron’a sürekli aşağılayıcı yorumlarla baskı yaparken, diğer bir sporcu, Cameron’ın hatalarından dolayı acımasızca cezalandırılır. Böylece film, şiddetin ve fiziksel sertliğin öne çıktığı bir yolculuğa dönüşür. Cameron, derin kan transfüzyonları almak zorunda kalırken, izleyiciyi rahatsız eden pek çok sahne ile karşılaşır.
Görsellik ve Müzik
Film, bazı anlarında göz alıcı görsellik sunarken, iç karartıcı görüntülerle de izleyiciyi rahatsız eder. Özellikle, futbolcular arasındaki şiddetli mücadelelerin X-ray tarzı efektlerle gösterilmesi dikkate değerdir. Bu görüntüler, bedenlerindeki iç hasarları canlı bir şekilde sergileyerek izleyicideki rahatsız edici hissi artırır. Müzik, Bobby Krlic (The Haxan Cloak) tarafından bestelenmiş ve sık sık huzursuz edici bir atmosfer yaratmayı başarmıştır.
Marlon Wayans, daha ciddi bir yaklaşım sergileyerek izleyiciye, idol olarak gördüğü karakterin sadece doğal bir yetenek değil, aynı zamanda karmaşık bir varlık olduğunu gösterir. Tyriq Withers, rolünün fiziksel zorluklarını etkileyici bir şekilde üstlenirken, Tim Heidecker’in karakteri zeka dolu ve güldürücü bir yan katmaktadır. Julia Fox’un performansı ise her zaman alışılmadık olanı getirirken, izleyicilerde hayret uyandırmayı başarıyor.
Karmakarışık Sonuç
Film, gelişen olayların sonunda iyice sıradışı bir hale gelir. Barok unsurlar ve aşırı şiddet içeren sahneler, izleyicilerde iki farklı tepki yaratabilir; bazıları bu durumu eğlenceli bulurken, bazıları ise bu karmaşanın gereksizlik olduğunu düşünebilir. Bu aşamada Him, korkunun sınırlarını zorlayarak, spor ve ruhsal yapılar arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulasa da, genel olarak beklentileri karşılamakta zayıf kalıyor.
Sonuç itibarıyla Him, profesyonel sporların karanlık yüzünü ele alırken, bu durumu hayal gücüne ve absurd öğelere dönüştürerek izleyicinin katılımını sağlamaya çalışıyor. Ancak, sunumu itibarıyla pek çok izleyici, filmin başındaki potansiyelin kaybolduğunu düşünebilir. Korku sineması içerisinde önemli bir boşluğu doldurmayı hedefleyen bu film, amacı doğrultusunda ne denli başarılı olduğu ile tartışmalara neden olacaktır.


