Huawei ve ABD İlişkileri: Bir Güvenlik Tehdidi Olarak Markalanma
2012 yılında, ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nden gelen bir taslak rapor, Huawei ve ZTE‘yi ulusal güvenlik için bir tehdit olarak tanımladı. Huawei’nin, ABD’deki tüketicileri ve şirketleri gözetlemek amacıyla cihazlarına özel ekipmanlar yerleştirdiğine dair iddialar sürekli reddedilmesine rağmen, bu iddialar gündemde kalmaya devam etti. 2019 yılında Huawei, Entity List‘e dahil edildi. Bu durum, Huawei’nin faaliyetlerini önemli ölçüde sınırladı.
Entity List ve Huawei’nin Kendi İşletim Sistemini Geliştirmesi
Entity List, ABD Ticaret Bakanlığı’nın Sanayi ve Güvenlik Bürosu tarafından tutulmakta olup, ABD şirketlerinin bu listeye alınan şirketlere “ABD menşeli” teknoloji ihracı yapabilmesi için hükümetten lisans almasını zorunlu kılar. Bu eylem, Huawei’nin ABD merkezli tedarik zincirine erişimini engelledi, bu da Google‘ı içeriyordu. Sonuç olarak, Huawei, Google’ın patentli Android sürümünü kullanamadı, ancak açık kaynaklı Android sürümünü cihazlarına önceden yükleyebilirdi.
Açık kaynaklı Android sürümü, Play Store ya da Google tarafından geliştirilen varsayılan uygulamalarla gelmiyordu. Tam bir yıl sonra, ABD Ticaret Bakanlığı, Yabancı Üretimli Doğrudan Ürün Kuralı’nı değiştirdi ve Huawei’nin, Amerikan yapımı ekipman kullanarak üretilen en son teknoloji çiplere erişimini kesti. Birçok kişi, ABD yaptırımları nedeniyle Huawei’nin sonunun geleceğini öngörüyordu. Ancak Huawei, bu duruma karşı bazı değişiklikler yapmak zorundaydı. Şirket, HarmonyOS adlı kendi işletim sistemini geliştirerek, ABD’den tamamen bağımsız bir ekosistem oluşturmaya başladı. App Gallery adlı uygulama mağazası ile bu ekosistemi genişletti.
Huawei Mate 60 Pro ile Sektörü Şaşırtıyor
2021’de, Huawei’nin kendi mobil hizmetler ekosistemini başlatmasıyla şirketin Google’a çok da bağımlı olmadığı görüldü. Ancak, özellikle Avrupa dışında, Google kaybı hala büyük bir etki yarattı. Huawei, 5G çiplerine erişim sağlamakta zorluk yaşıyordu. 5G Kirin uygulama işlemcilerinin (AP) stokunu tamamen bitirdikten sonra, ABD’li çip tasarımcısı Qualcomm, Huawei’ye AP’leri göndermesi için lisans aldı. Ancak bu çipler, 5G sinyalleri için uyumlu hale getirilmemişti.
Ağustos 2023’te Huawei, Mate 60 Pro‘yu tanıttığında sektörü bir kez daha şaşırttı. Bu, 2020 yılından beri Huawei’nin amiral gemisi bir telefonunun, Kirin 9000S adlı kendi tasarımı işlemcisinden güç almasıydı. Bu yongalar, Çin’in en büyük dökümhanelerinden biri olan SMIC tarafından 7nm işlem süreci kullanılarak üretildi. Böylece, 2020 yılındaki Mate 40 serisi sonrası 5G desteği sunan ilk Huawei amiral gemisi telefona erişildi.
Huawei’nin Geleceğe Dair Vizyonu
Huawei, CEO’su Tao Jingwen’in açıklamasına göre, Çin teknoloji endüstrisinin kendine yeterlilik konusundaki taahhüdü sayesinde, ülkelerin “yapay zeka uygulamaları açısından ABD’yi geçebileceğini” savunuyor. Huawei, teknoloji alanında kendine ait bir ekosistem yaratarak, uluslararası pazarda yeniden yükselmeyi hedefliyor. 2020’nin ikinci çeyreğinde akıllı telefon gönderimlerinde en üst sırada yer alan Huawei, ABD yaptırımlarının tam etkilerinin ortaya çıkmasından önce bu pozisyonda bulunuyordu.
2024 yılında Huawei’nin yeni stratejileri ve ürünleri, sektördeki genel gelişmelere paralel bir ivme kazanarak kullanıcılarına farklı alternatifler sunmaya devam edecek. Huawei’nin bu bağımsızlık mücadelesi, sadece kendi markası için değil, aynı zamanda Çin’in teknoloji alanındaki geleceği için de önem taşıyor. Şirket, teknoloji alanında daha fazla yenilik ve bağımsızlık sağlama yolunda kararlılıkla ilerliyor.
Her ne kadar zorluklarla karşılaşsa da Huawei, etkin çözümler geliştirmeye devam etmesi ile dikkat çekiyor. Hem mobil servis alanında hem de işletim sistemlerinde eski günlerine dönüş yapma hedefini sürdürmekte. Bu doğrultuda, tüketici beklentilerini karşılamak ve pazarın ihtiyaçlarını ön görmek, Huawei’nin stratejik planlarının merkezinde yer alıyor.


