Red Sonja: Yeniden Doğuş
Yeni bir sinema macerası olan Red Sonja, ikonik kadın savaşçı karakterinin etrafında dönen fantastik bir hikaye sunuyor. 1985 yılında Brigitte Nielsen ve Arnold Schwarzenegger’ın başrollerinde yer aldığı versiyonu, tür meraklıları arasında pek sevilen bir yapım olmasa da, bu yeni versiyonun hayal kırıklığı yaratması daha da üzücü. MJ Bassett’in yönetmenliğini üstlendiği bu yapım, Matilda Lutz’un 2017 yapımı Revenge filmindeki etkileyici performansıyla karşılaştırıldığında, oldukça sönük kalıyor.
Düşük Bütçeli Yapımlar ve Sinema Salonları
Red Sonja, düşük bütçeli prodüksiyon değerleri ile dikkat çekiyor. Bu durum, filmi daha çok bir kablolu televizyon yapımına aitmiş gibi hissettiriyor. Film, sadece bir geceye özel sinema gösterimi ile izleyiciyle buluşmuşken, sonrasında VOD (Video On Demand) platformlarına sunulması planlanıyor. Ancak, bu süreç bile aşırı iddialı bir dağıtım gibi görünüyor.
Filmin Temel Noktaları
Filmin toplumsal cinsiyet meselelerini bir nebze de olsa ele alması sevindirici bir durum. Lutz’un canlandırdığı Red Sonja, ikonik zincir zırh bikinisi ile dövüşse de, kendine özgü bir farkındalık taşımakta. Sonja, bu giysiyi giymekten rahatsızlık duyuyor ve mümkün olan en kısa sürede onu çıkarıyor. Ancak ardından gelen kıyafetleri çok daha az koruyucu.
Hikayenin başında, Sonja huzurlu bir yaşam sürmektedir. Sadık atı ile ormanlarda dolaşırken, CGI yardımıyla yaratılan dişilgimsi yaratıklar ile barış içinde yaşamaktadır. Ancak mutluluğu kısa sürede, İmparator Dragan (Robert Sheehan) tarafından esir alındığında son bulur. Dragan’ın hırsları hemen göze çarpıyor. Sonja, diğer isyancılarla birlikte büyük bir çukura hapsedilir.
Savaş ve Mücadele Temaları
İşte burada, hikaye geleneksel unsurlarıyla dolup taşan bir yola giriyor. Sonja, esir alındıktan sonra, Dragan’ın eğlencesi için dövüşmek zorunda kalıyor. Arkadaşlarından biri olan Petra ile arasındaki çatışma, fırtınalı bir duruma neden oluyor. Sonja, dev bir gözlüksüz siklops ile dövüşmek zorunda kalıyor. Bu noktada, Dragan’ın çağırdığı bu korkutucu yaratıkla bir çözüm bulmadan önce, Sonja’nın içsel mücadeleleri vurgulanıyor.
Tasha Huo’nun kaleme aldığı senaryo, gözde fantastik unsurları sıkça kullanıyor. Ancak diyaloglar o kadar abartılı ki, bu tür bir film için dahi komik görünüyor. Sonja ile kısa bir süreliğine ayrı düşen Osin, Sonja’ya “Bir gün ödülümü alacağım” diyerek umutsuzca geleceğe umutla bakıyor.
Savaş Sahnelerinin Varlığı
Elbette ki böyle filmleri izleyenler, ağırlıklı olarak savaş sahneleri için izliyor. Bu filmde de bolca dövüş sahnesi var. Bir sahnede, güçlü Sonja, ölümcül bir karın yarası alıyor (bu, Lutz’un Revenge filmindeki durumunu anımsatıyor) ama annesinin müdahalesiyle hayatta kalmayı başarıyor.
Lutz, önceki Red Sonja temsilcisi Nielsen kadar heybetli ve kaslı olmasa da, dinamik fiziksel becerileri ve oyunculuk yetenekleri ile bunu telafi ediyor. Ancak bu yetenekleri, filmdeki absürt olaylar karşısında zaman zaman yetersiz kalıyor. Özellikle Dragan ile son sahnelerdeki duygusal derinlik kurma çabası, başarılı olmaktan uzak.
Feminist Temalar ve Çevresel Mesajlar
Bu Red Sonja, feminist ve çevresel temaları harmanlayarak hikayesini zenginleştirmeyi deniyor. Ancak bu bile, filmin genel irtifası ve sıradışılığını telafi etmeye yetmiyor. Aşırı uzun yıllar süren olayların ve sıradanlığın sıkıntısı, izleyiciyi sıkıyor.
Sonuç olarak, Red Sonja izleyiciler için, beklenen macerayı sunmaktan uzak kalarak, eski filmin daha çok göz önünde bulundurulan unsurlarını ciddi bir yenilik sunmadan tekrar ele alıyor. Sinema meraklıları adına hayal kırıklığı yaratan bir ilişkiye dönüşüyor.


