Yapay Zeka Altyapısı ve Çevre Üzerindeki Etkileri
Son zamanlarda, Trump yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapay zeka (YZ) altyapısına dair vizyonunu açıkladı. Bu vizyon, fosil yakıt ve kimya endüstrileri için bir hayali temsil ederken, rüzgar ve güneş enerjisi ile çevre için bir kâbus haline gelmektedir. YZ Eylem Planı, Trump’ın imzaladığı yürütme emirleriyle dolup taşıyor ve YZ alanında daha az kısıtlama ve daha az düzenleme yapılmasını savunuyor.
Deregülasyon ve Fosil Yakıtların Teşviki
Bu plan, çevresel korumaların yerini alan baş döndürücü önerilerle dolu. Fosil yakıtların hızlı bir şekilde büyümesi için teşvikler sunulmakta ve yeni veri merkezleri, enerji santralleri ve boru hatlarının inşası hızlandırılmaktadır. Tyson Slocum, Kamu Vatandaşı adlı tüketici derneğinin enerji programı direktörü, bu durumun, “büyük teknoloji önceliklerinin karşılanması için gerçek bir ilgi” oluşturduğunu belirtmektedir. Ancak söz konusu uygulamalar, büyük petrol firmalarının çıkarları ile birleşmektedir.
Veri Merkezleri ve Enerji Tüketimi
Veri merkezleri, enerji tüketimi bakımından oldukça açgözlüdür. Yükselen talebi karşılamak için yeni doğalgaz projeleri artış göstermekte. Birçok teknoloji şirketi, sürdürülebilirlik taahhütleri vermelerine rağmen, yenilenebilir enerji kullanma amacıyla rüzgar ve güneş enerjisi santralleri gibi fosil yakıtlardan daha ucuz ve daha kolay inşa edilebilen seçeneklere yönelmektedir. Ancak Trump, bu durumu tersine çevirmek istemektedir.
23 Temmuz’da imzaladığı bir yürütme emri ile, veri merkezi altyapısının federal izin süreçlerini hızlandırmak amacıyla Ticaret Bakanlığı’na bir girişim başlatmasını istemiştir. Bu destek, enerji altyapısı projeleri için kredi, hibe ve vergi teşviklerini içerirken, güneş ve rüzgar enerjisini kapsamamaktadır. Mevcut yasal düzenlemelerde, yalnızca “doğalgaz türbinleri, kömür gücü ekipmanları, nükleer enerji ekipmanları ve jeotermal enerji ekipmanları” gibi yerleşik olarak kabul edilen enerji kaynakları geçerli kılınmaktadır.
Çevresel Düzenlemelerin Gözden Geçirilmesi
Trump yönetimi, çevresel yasaları gözden geçirerek süreçleri hızlandırmayı hedeflemektedir. Çevre Koruma Ajansı (EPA), Temiz Hava Yasası, Temiz Su Yasası ve Toksik Maddeler Kontrol Yasası gibi yasaların değiştirilmesi talimatını almıştır. Bu durum, insan sağlığını ve çevreyi koruyan yasaların ortadan kaldırılmasına neden olabilir. Judith Barish, CHIPS Communities United koalisyonunun direktörü, bu yasal düzenlemelerin çocuklarımızı ve toplum sağlığını tehdit ettiğini vurgulamaktadır.
Yarı İletken Üretimi ve Çevresel tehditler
Yarı iletken üretimi, kimyasal maddelerin sızdırılma riski taşımaktadır. Kaliforniya’nın Santa Clara bölgesi, silikoz gelişiminde önemli bir merkez olsa da, daha fazla toksik Superfund alanına sahip olma problemi yaşamakta. Koalisyon, yarı iletken üretimindeki kayıt dışılığı önlemek için önlemler almaktadır.
Trump’ın yürütme emri, veri merkezi projelerini hızlandırmanın yanı sıra yarı iletkenlerin yanı sıra “yarı iletken malzemelerini” de kapsamaktadır. Kimyasal fabrikalar, yarı iletken fabrikaları ile sıkı ilişki içindedir çünkü fabrikalarda çok sayıda endüstriyel solvent ve diğer kimyasallar kullanılmaktadır. Forever chemicals olarak adlandırılan bu maddeler için Trump yönetimi, içme suyunda izin verilen düzeyleri gevşetmeye başlamıştır. Bu durum, kanser ve sağlık sorunları ile ilişkilendirilmiş maddelerin tekrar gündeme gelmesine neden olabilir.
Periyodik Değerlendirmelerin Önemi
Trump yönetimi, federal destek alan yeni veri merkezi projeleri için denetimleri azaltarak çevresel değerlendirmeleri ihmal etmektedir. Superfund kuralları, en kirli alanların bile temizlenmesinin zaman alabileceği gerçeği ile başa çıkmaktadır. Jennifer Liss Ohayon, Silent Spring Institute araştırmacısı olarak, bu tür alanlarda çalışanların sağlık ve emniyetini ön planda tutmanın önemini vurgulamaktadır.
Yeni veri merkezleri ve yarı iletken üretim tesisleri inşa etme programının hızlandırılması, birçok çevresel ve sağlık sorununu gündeme getirmektedir. Amerika, yeni verimlilik ve sürdürülebilirlik hedefleri ile bu projeleri geliştirmek zorundadır; aksi takdirde, enerji verimliliği ve çevresel koruma arasında büyük bir çelişki ortaya çıkabilir.


