Superman ve Göçmenlik Teması
James Gunn, yeni Superman filminde “göçmenlik hikayesi” görüntüsünü kullanınca, eleştirmenlerden gelen tepkiler “politikleştirme” suçlamalarıyla doldu. Ancak gerçekleri politikleştirmek mümkün değildir. Superman, 87 yıldır “belgesiz bir göçmen” olarak biliniyor. Bu durumu hatırlamak için 2013 yılında başlattığımız “Superman Is an Immigrant” (Superman Bir Göçmendir) kampanyası büyük bir etki yarattı. Elbette bu tür bir tartışmayı, Superman’in temsil ettiği göçmenlere karşı savaş açan Donald Trump’ın ortaya çıkacağını öngöremezdik.
Superman’in Kökeni
Superman, bir bebek mülteci olarak Amerika’ya, belgesiz bir şekilde, yok olan gezegeninden kaçmıştır. Kal-El ismi, yabancı kökenli geleneklerden geliyordu ve bu yüzden Clark Kent olarak adını değiştirdi. Yeni gelenekleri benimsedi, gelenekleri ile bulunduğu kültürü dengeledi ve eşsiz yeteneklerini, başlangıçta ondan korkan bir ulusa hizmet etmek için kullandı. Bu, sadece bir arka plan değil, doğrudan hikayenin merkezinde yer alıyor.
Yaradılışında Duygusal Bir Bağ
Superman’ın yaratıcısı olan Jerry Siegel ve Joe Shuster; göçmen ailelerin çocuklarıydı ve yerinden olmanın ne demek olduğunu derinlemesine biliyorlardı. 1938 yılında, Hitler’in iktidara yükselmesi sırasında, böyle bir kahraman yarattılar. Superman, kırılgan olanları koruma idealini temsil eder. Onlar gibi dışlananların hikayesi, kabul etmenin şampiyonu olmayı sağlıyor.
Bugünün Gerçekliği
Eğer Superman’ın doğum belgesi olmasaydı, aslında bugünkü Superman’ın varlığı mümkün olmazdı. Siegel ve Shuster, Nazi işgali altındaki Avrupa’ya geri gönderilmiş olsalar, muhtemelen yaşamlarını kaybedeceklerdi. Onların yaşamı ve Superman’ın doğuşu birbirine bağlıdır. Batman, Captain America, Spider-Man gibi diğer süper kahramanlar da bu köklerden doğmuştur. Eğer göçmenler böyle bir özgünlükle ortaya çıkmasaydı, bugün bilinen süper kahraman mitolojisi tamamen silinmiş olacaktı.
Superman ve Amerikan Paradoksu
Superman, sadece bir kahraman değil, Amerikan paradoksunu temsil eden bir figürdür. Amerikalılar olarak geçmişimiz, kaybolmuş olanların, istemeyenlerin, hayalperestlerin hikayesidir. Superman, en büyük yetimi temsil eder; kaybolmuş birinin kendi yarasını, bir amaç haline dönüştürür. Bir ülke inşa ederken, nereden geldiğimizden daha çok ne olmayı seçtiğimiz önemlidir.
Sosyal Medya ve Hikaye Paylaşımı
2013 yılında başlattığımız kampanya, göçmenlik konusunu açığa çıkaran bir sosyal medya akımına ilham oldu. Amerikalılar, ailelerinin göç hikayelerini paylaşırken “Superman Is an Immigrant” dediler. Eleştirmenler, bu mesajı alay konusu yaparak yanlışlıkla da olsa mesajımızı yaydılar. Her seferinde bu ifadeyi kullandıklarında, gerçeği pekiştirdiler.
Film ve Mesajı
James Gunn’ın filmi, Amerika’nın 250. yılına kısa bir süre kala vizyona giriyor. Bu, bağımsızlığımızı kutlayıp kutlamayacağımızdan çok, bizi süper yapan şeyleri hatırlayıp hatırlamayacağımızla ilgilidir. Gunn filminde “Bu bir nezaket hikayesi” olarak tanımladı. Ancak sağ medya, bu nezaket mesajına uyum sağlayamadı ve alaycı yorumlar yaptı. Örneğin, Jesse Watters, Superman’ın pelerininde “MS-13” yazdığını esprili bir dille belirtti.
Superman ve Amerika’nın Vicdanı
Superman, 1938’den bu yana “Amerikan Yolu”nu eylemleriyle tanımladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitlerle karşı karşıya gelerek ülkesinin değerlerini savundu. Eğitimde ırk veya din ayrımına karşı çocuklara moral aşıladı. Aşıları, çocukluk çağı hastalıklarına karşı destek vererek teşvik etti. O, Amerikalıların vicdanıdır; bu durum, eleştirmenleri korkutmaktadır çünkü bu vicdan, gerçek bir süper kötüye destek veren bir zihniyeti eleştiriyor.
Göçmenlerin Süper Gücü
Amerika’nın en büyük güçlü yanı, her zaman yabancıları karşılayabilmesidir. Superman gibi, Amerika da doğduğu yerden değil, ne haline geldiğinden güç alır. Kayıplar yeniden ev bulur, güçsüzler, güçlerini keşfeder ve yok olan dünyalardan kaçanlar yeni dünyaları inşa eder. Korkunun seçimi, umudun yerini alırsa, Superman’ın mirasını değil, kendi geleceğimizi tehlikeye atarız.
Andrew Slack, anlatı stratejisti ve insanların sosyal adalet için harekete geçmelerine yardımcı olan Harry Potter Alliance’ın kurucu ortaklarından biridir. Jose Antonio Vargas ise Pulitzer ödüllü gazeteci ve Define American adlı göçmen hikayeleri odaklı kar amacı gütmeyen kuruluşun kurucusudur. Özellikle göçmen hikayeleri, Amerikan kültürünün önemli bir parçasını oluşturur.


