Balina nüfusları günümüzde önemli ölçüde azalmış olsa da, geçmişte oldukça yaygındı. Erken insanlar, okyanus kenarında yaşayan topluluklar, balinaları hem gıda kaynağı hem de malzeme temini için kullanıyordu. Balina kemiklerinden aletler yapıyorlardı, bunların arasında en dikkat çekeni harpunlardı. Bu harpunlar, daha fazla balina avlamak için kullanılıyordu.
Bilim insanlarının günümüzde balinaların ne zaman kullanılmaya başlandığını tam olarak bilmesi zor. Çünkü erken insanların yaşadığı kıyı bölgeleri, zamanla deniz tarafından silinmiş ya da su altında kalmış durumda. Bunun yerine, arkeologlar genellikle denizden uzak mağaralarda balina kemikleri ve kemikten yapılmış aletler buluyorlar. Bu aletlerin, insanlar tarafından binlerce yıl önce iç bölgelere taşındığı düşünülmektedir.
İnsanlar ve Balina Kemikleri Üzerine Yeni Araştırmalar
Son yapılan bir araştırma, insanların balina kemiklerini alet olarak kullanmaya başladığını yaklaşık 20,000 yıl önceye tarihlendiriyor. ICTA-UAB, CNRS ve British Columbia Üniversitesi’nin (UBC) gerçekleştirdiği bu çalışma, Paleolitik dönem insanları ile bu dev deniz canlıları arasındaki bağlantıları ortaya koydu.
Araştırmacılar, İspanya ve güneybatı Fransa’da bulunan 170’ten fazla kemik örneğini inceledi. Bu kemiklerin arasında 83 şekillendirilmiş alet ve 90 kemik parçası bulunuyordu. Bu aletler, başlıca silah olarak kullanılıyordu ve en az altı farklı balina türüne ait oldukları tespit edildi. Bu araştırma, balina kemiği alet yapımına dair bulunan en eski delil olarak nitelendiriliyor.
“Araştırmamız, bu kemiklerin en az beş büyük balina türünden geldiğini gösteriyor; en eski örnekler 19,000-20,000 yıl öncesine tarihlendiriliyor. Bunlar, insanların balina kalıntılarını alet olarak kullandıklarının en eski kanıtlarından bazılarını temsil ediyor,” diyor baş araştırmacı Jean-Marc Pétillon.
Araştırmacılar, kütle spektrometrisi ve radyokarbon tarihleme teknikleri kullandılar. ZooMS metodu, fin, sperm, gri, mavi ve sağ/ilk balinalara ait kemikleri tanımladı.
Sperm Balinası Kemikleri Kıymetliydi
“ZooMS, geçmiş deniz memelisi çeşitliliğini incelemek için güçlü bir tekniktir; özellikle tanı belirleyici morfometrik öğelerin kemik kalıntılarında veya nesnelerde eksik olduğu durumlarda,” diyor baş yazar Krista McGrath.
“Bugün hala Biscay Körfezi’nde bulunan sperm, fin, ve mavi balinalar gibi türleri belirleyebildik, ayrıca günümüzde çoğunlukla Kuzey Pasifik ve Arctic Okyanusları’na mahkum olan gri balinaları da tespit ettik.”
Çoğu alet , sperm balinası kemiklerinden yapılmıştı. Bunun nedeni, bu kemiklerin düzgün ve yoğun yapısının, uzun mızrak uçları şeklinde şekillendirilmesine uygun olması olabilir. Ayrıca sperm balinası dişlerinin de şekillendirilerek kullanıldığı görülmektedir; bu durum, sembolik ya da pratik bir kullanım olduğunu gösteriyor.
Beslenme Davranışları ve Denizsel Değişiklikler
Stabil izotop analizi, antik balinaların günümüz balinalarından farklı beslenme davranışlarına sahip olduğunu ortaya koydu. Sperm balinalarının yüksek azot değerleri, kalamar açısından zengin bir diyet tükettiklerini gösterirken, fin balinaları, kril temelli beslenme ile uyumlu daha düşük değerlere sahipti. Gri balinalar ise kıyıda dip beslenmeye yönelik karbon izleri sergiliyordu.
Bu değişiklikler, deniz ekosistemlerindeki zaman içindeki değişimlere de işaret ediyor. Beslenme davranışları bazı yönleriyle modern balinalar ile örtüşse de, daha yüksek izotop değerleri, geçmişte daha zengin bir av mevcudiyetine işaret ediyor olabilir. Örneğin Santa Catalina Mağarası’nda, insanlar, kıyıdan oldukça uzakta ve denizden 70 metre yükseklikte bulunan büyük, işlenmemiş balina kemiklerini taşımışlardı.
Bu kemikler, alet olarak şekillendirilmemişti; fakat çoğu, kasıtlı kırılma izleri gösteriyordu. Araştırmacılar, bu durumun, insanların balina yağını veya yağını çıkarmak için taşındığını ileri sürüyorlar. Ayrıca çevredeki arkeolojik katman, sık sık ateş kullanıldığına dair deliller sunuyor.
Bu dönüş, deniz kaynaklarının daha fazla önem taşıdığını ve balinaların sadece bir av değil, aynı zamanda önemli yaşam kaynakları sunduğunu gösteriyor. Bu tür davranışlar, geç Paleolitik dönemde kıyı topluluklarının deniz kaynaklarını yönetmedeki yenilikçiliğini ve esnekliğini vurguluyor.
Biscay Körfezi’nin Önemi
Magdalenian döneminde, Biscay Körfezi muhtemelen günümüz Arktik sularına benzer soğuk sulara sahipti. Mevsimsel deniz buzu ve zengin deniz yaşamı, onu cazip bir habitat haline getiriyordu. Balina kemikleri, insan yaşamının sadece alet kullanımıyla değil, aynı zamanda daha geniş bir ekolojiyle de ilişkili olduğunu gösteriyor.
Balina avcılığının muhtemelen yapılmadığı düşünülse de, kalıntılar, antik insanların balinaların davranışlarını tanıdığını gösteriyor. Strandingler ve mevsimsel görünüşler, Paleolitik grupların fark ettiği ve kullandığı fırsatlar oluşturuyordu. Zamanla, balina kemikleri alet kullanımı azalırken, bunun nedeni az sayıda balina ya da yetersiz beceriler değildi; daha çok kültürel alışkanlıklardaki değişiklikler veya kıyı alışveriş ağlarının kaybı kaynak kullanımı üzerinde etkili olmuştur.
Yine de, balina kemiklerinin iç bölgelerde bulunması, deniz yaşamının iç yaşamı ve hareketliliği üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Balinalar, sadece dev canlılar değil; aynı zamanda Paleolitik dönemde hayatta kalmanın ve yeniliğin bir parçasıydı.
Bu araştırma, tarih öncesi hayata dair nadir bir bakış sunuyor. Atalarımızın ne kadar yaratıcı ve gözlemci olduklarını, deniz ortamlarının nasıl dünyalarını biçimlendirdiğini gösteriyor.
Bu çalışma, Nature Communications dergisinde yayımlanmıştır.


