ABD’de Doğumla Vatandaşlık Tartışması
Donald Trump’ın başkanlık döneminde en iddialı uygulamalardan biri olan doğumla vatandaşlık politikası, Trump’ın ikinci döneminin hemen ardından sonlandırıldı. Doğumla vatandaşlık, ABD topraklarında doğan her bireyin otomatik olarak vatandaşlık kazanması anlamına gelmektedir. Ancak, bu uygulama artık Amerikan yargısı önünde tartışma konusu haline geldi.
Trump Uygulaması ve Hukuki Süreçler
Trump, doğumla vatandaşlık politikasını sona erdirmek amacıyla bir başkanlık kararnamesi yayımladı. Ancak, kararın yayımlanmasının ardından sadece üç gün içinde Washington eyaletinde bir federal hâkim, bu kararnamenin yürürlüğünü engelledi. Ardından, diğer iki federal hâkim de benzer şekilde, ulusal çapta ihtiyati tedbirler aldı. Bu durum, doğumla vatandaşlık uygulamasının yasal statüsünü belirsiz hale getirdi.
Perşembe günü, konu ABD Yüksel Mahkemesi’ne taşınacak. Mahkemenin 6-3 oranındaki muhafazakâr çoğunluğunun vereceği karar, ABD’deki doğumla vatandaşlık uygulamasının geleceği açısından belirleyici olacak.
Ne Var Ortada?
Yüksek Mahkeme’nin ele alacağı en kritik soru, doğumla vatandaşlık uygulamasının devam edip etmeyeceği. Bu uygulama, 1868 yılında kabul edilen ABD Anayasası’nın 14. Değişikliği ile düzenlenmiştir. Bu değişiklik, topraklarında doğan ya da ABD’de doğal olarak vatandaşlık kazanmış herkesin, ABD vatandaşlığına sahip olduğunu belirtmektedir. 1898 yılında görülen United States v. Wong Kim Ark davasında, bu ifade göçmenler için de geçerli sayılmıştır.
Bu politika gereği, her yıl yaklaşık 150,000 göçmen bebeği vatandaşlık kazanarak dünyaya gelmektedir. Ancak Trump yönetimi, yurt dışından gelen vatandaş olmayan kişilerden doğan bebeklerin, ABD’nin yetki alanında olmadığını ve bu nedenle yasal olarak vatandaşlık kazanamayacaklarını savunmaktadır.
Sonuç Ne Olabilir?
Yüksek Mahkeme’nin, bu davada alacağı kararın sonuçları çok boyutlu olabilir. Trump yönetimi, acil durum başvurularında, üç federal hâkimin kararlarının yargı yetkisini aşarak ulusal bir sınırlandırma getirdiğini öne sürmüştür. Onlara göre, bu tür kararların yalnızca davada yer alan tarafları veya Trump’ın kararnamesi ile doğrudan ilişkili yargı alanlarını kapsaması gerekmektedir.
Eğer Yüksek Mahkeme, alt mahkemelerin yetki aşımında bulunduğuna hükmederse ancak doğumla vatandaşlık uygulaması hakkında net bir karar vermezse, yürütme kararnamesi yalnızca Trump’ın kararına karşı dava açan 22 eyalette geçerli olamayacaktır. Bu durumda, doğumla vatandaşlık uygulaması 28 eyalette fiilen yürürlükte kalacaktır.
Kararın Etkileri
Mahkemenin, doğumla vatandaşlık konusunun ötesinde karar vermesi de mümkün. Eğer sadece alt mahkemelerin sınırlarının kapsamını değerlendirirse, bu durum birçok başka Trump kararnamesini de etkileyebilir. Bu tür kararnameler arasında, Trump’ın federal yönetimi ve askeriyenin işleyişi gibi konularda yaptığı değişiklikler bulunmaktadır.
Adalet Bakanlığı, Yüksek Mahkeme’ye yazdığı bir başvuruda, “evrensel ihtiyati tedbirlerin tsunami seviyesine ulaştığını” belirtti. Maryland eyaletindeki davayı kazanan davacılar ise, ulusal ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasının, bireylerin coğrafi konumuna bağlı olarak farklı hak katmanları oluşturacağını ifade etmişlerdir.
Örneğin, New Jersey’de doğan bir bebek, Amerikan vatandaşı ve topluma tam üye olarak kabul edilirken, Tennessee’de doğan bir bebek, geri gönderilebilir bir gayri vatandaş olarak değerlendirilecektir.
Sonuç ve Yorum
ABD’de doğumla vatandaşlık uygulaması üzerine yaşanan tartışmalar, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal boyutları da olan bir meseledir. Gelecek günlerde Yüksek Mahkeme’nin vereceği karar, bu politikaların doğasında köklü değişikliklere yol açabilir. Herkesin gözü, bu kritik davanın sonuçlarında.


