Hindistan’da Savaş İlanı: Modi’nin Operasyonu Sindoor Açıklaması
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 12 Mayıs’ta, Hindistan ve Pakistan arasında ilan edilen ateşkesten iki gün sonra ulusa bir hitap yaptı. Modi, Hindistan ordusunun yalnızca askeri işlemleri duraklattığını ve Pahalgam’daki katliamdan sonra başlatılan Operasyon Sindoor’un sona ermediğini belirtti. Bu konuşma, Hindistan’ın terörle mücadele konusundaki kararlılığını ifade etmenin ötesinde, ülkenin artık kalıcı bir savaş durumu içinde olduğunu vurgulayan bir mesaj taşıyordu.
Hükümetin Yeni Stratejisi
Modi, "Artık Operasyon Sindoor Hindistan’ın terörizm politikasıdır" dedi ve bu operasyonun terörle mücadelede yeni bir ölçüt belirlediğini savundu. Ancak, bu tür açıklamaların halkı güvence altına alma ya da barış arayışından çok, Modi’nin milliyetçi destek tabanını tatmin etmeye yönelik olduğu görülüyor. Hükümetin bu durumu, ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapılan ateşkes açıklamasının ardından oluşan hayal kırıklığını telafi etmek için kullandığı düşünülüyor. Bu militarize normalin Hindistan demokrasisi üzerindeki zararları ise, iktidardaki Bharatiya Janata Partisi (BJP) için göze alınabilir bir bedel olarak nitelendiriliyor.
Saldırı ve Tepkiler
Pahalgam’daki saldırının kurbanlarından biri olan Himanshi Narwal, hayatını kurtardı ancak eşi deniz subayı Vinay Narwal’ı kaybetti. O, barış çağrısı yaparak Müslümanları ve Keşmirlileri hedef almanın yanlış olduğunu vurguladı. Ancak BJP, bu durumu bir intikam alma fırsatı olarak gördü ve anti-Müslüman retorikle toplumu gerginliğe sürükledi. Hükümet, saldırıyı önlemede yaşanan başarısızlığı ya da turistik yerlerin güvenliğini sağlama konusundaki ihmali sorgulamak yerine, bunu Hindistan’a karşı bir savaş olarak dönüştürdü.
Bu nefret söylemi ardından şiddet olayları hızla arttı. Hindistan’ın çeşitli bölgelerinde Müslümanlar ve Keşmirliler saldırıya uğradı ve hükümeti eleştiren birçok kişi tutuklandı. Keşmir’de dokuz ev, "teröristlerle" bağlantısı olanlar için ceza olarak havaya uçuruldu. Pakistan pasaportuna sahip olanlar deport edilerek aileleri parçalandı.
Medyanın Rolü ve Yanlış Bilgiler
Operasyon Sindoor’un duyurulmasının ardından, Hindistan ordusunun hedef aldığı Pakistan bölgelerinin yanı sıra ana akım medyada Pakistan’ın tamamen yok edilmesi çağrıları yükselmeye başladı. Bazı televizyon kanalları, Karachi limanının yok edildiği ve Hindistan ordusunun sınırı aştığını yanlış bir şekilde bildirdi. Bu tür yanlış bilgiler, BJP destekçilerini Pakistan’a karşı büyük bir mücadele başlatıldığına ve zaferin yakın olduğuna inandırdı.
Hükümet, sosyal medya üzerinden gelen eleştirileri de ağır bir şekilde baskı altına aldı. 8,000’den fazla hesap, BBC Urdu, Outlook India gibi önemli medya kuruluşlarının hesapları dahil olmak üzere engellendi. Hükümete yönelik çevrimiçi eleştirilerin artmasıyla, bu eleştirmenler susturulmaya çalışıldı. Özellikle, Vikram Misri adlı Dışişleri Bakanı’nın ifade ettiği ateşkesin duyurusu, destekçilerinin tepkisini çekti ve kendisine ve ailesine karşı ağır hakaretler yapıldı.
Sosyal Medya ve Herdem Süren İhlaller
Misri’nin sosyal medya hesapları, aşırı trolling nedeniyle kapandı, ancak şiddetli bir dille eleştiren hesaplar hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Narwal, barış çağrısı yaptığı için saldırıya uğradığında da korunma talep edemedi. Sivil Haklar Koruma Derneği, 22 Nisan tarihinden bu yana Hindistan’da Müslümanlara yönelik 184 nefret suçunun kaydedildiğini bildirdi.
Demokrasi ve Eleştirinin Susturulması
Hindistan’ın bir demokrasi olduğunu savunan hükümet, eleştirilere kapı aralarken, muhalefet partilerinin hükümeti sorgulama girişimlerine göz ardı etti. Hükümet, parlamentonun toplanmasını dahi önlemekle suçlanıyor. Modi’nin operasyonun sona ermediğini açıklamasıyla, halkın hükümete yönelik bağlılığını artırma hedefi belirginleşti. Müslümanlar, ulusa bağlılıklarını kanıtlama baskısını hissederken, hükümet mevcut kötü ekonomik durumu savaşa bağlama çabasını sürdürecektir.
Özgürlük, yalnızca BJP yanlısı görüşleri destekleyenler için geçerli olurken, Hindistan’daki demokrasi duraksayarak, ülkedeki düşmanlık ve kalıcı bir savaş halini sürdürüyor.


