Yeni bir çalışma, galaksilerin gezegenlerden önce geldiği yönündeki uzun süredir savunulan düşünceye meydan okuyor. Birleşik Krallık’taki Portsmouth Üniversitesi’nden bilim insanları, ötegezegenlerin Evren’in şafağında, hatta galaksilerin oluşumundan önce bile oluşmuş olabileceğini öne sürüyor.
Geleneksel teoriye göre Büyük Patlama’nın hemen ardından evrende yalnızca hidrojen ve helyum vardı. Kayalık gezegenlerin oluşumu için gerekli olan ağır elementler daha sonra, ilk yıldızların ve galaksilerin oluşumundan sonra ortaya çıktı. Ancak bilgisayar modellemesine dayanan yeni bir çalışma alternatif bir senaryo öneriyor.
Bu hipotezde önemli bir rol, Evrendeki ilk yıldızların patlamaları olan ilksel süpernovalar tarafından oynanır. Bu devasa yıldızlar kısa ömürlüydü ve çift kararsızlığıyla süpernova olarak patladılar. Simülasyonlar, bu tür patlamaların, çevresinde küçük gezegenlerin ve ardından potansiyel olarak yaşanabilir kayalık gezegenlerin oluşabileceği daha düşük kütleli yıldızlar üretebileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar, yaklaşık 200 güneş kütlesindeki bir yıldızın 2,6 milyon yıl sonra patlamasıyla başlayan süreci modellediler. Patlama, çevredeki alanı ağır elementlerle zenginleştiriyor, bu da gazın daha hızlı soğumasına ve yeni yıldızların oluşmasına yol açıyor. Sonuç olarak, etrafında 0,46 ila 1,66 astronomik birim mesafede gezegenlerin oluştuğu 0,3 güneş kütlesine sahip bir protostar oluşur.
Şu ana kadar bu hipotez yalnızca bilgisayar modellemesine dayanıyor. Doğrulanması daha fazla araştırma ve gözlem gerektirecektir. Yazarlar, bu tür gezegenlerin Galaksimizdeki eski düşük metalik yıldızların çevresinde “soyu tükenmiş” olarak keşfedilebileceğini öne sürüyorlar.
Eğer bu teori doğruysa, Evrenin evrimi ve yaşamın olasılığı hakkındaki anlayışımızı değiştirebilir. Ancak bilim insanları, evrenin erken dönem koşulları ve ilk yıldızların özellikleriyle ilgili pek çok belirsizliğin bulunduğunu kabul ediyor.
Bu hipotezi kanıtlamak veya çürütmek şu an için imkansız olsa da kozmoloji ve astrobiyoloji alanlarında düşünce ve araştırmalara yeni yönler açıyor.


