Titan’ın yüzeyinde bulunan “sihirli adalar” büyük ihtimalle hidrokarbonat buzdan yapılmış içi boş buzdağlarıdır. Bilim insanları, bunların gaz kabarcıkları olduğu yönündeki önceki fikirleri reddeden yeni bir çalışmada bu sonuca vardılar.
Satürn’ün en büyük uydusu Titan, Dünya’nınkinden %50 daha yoğun, metan ve diğer karbon bazlı organik moleküller açısından zengin, puslu turuncu bir atmosferle kaplıdır. Yüzeyi koyu renkli organik madde kumulları ve sıvı metan ve etan denizleriyle kaplıdır. Diğer bir özellik ise radar görüntülerinde deniz yüzeyinde hareket eden parlak noktalar olarak görünmeleri ve birkaç saatten birkaç haftaya kadar veya daha uzun süre dayanabilmeleridir.
Bilim adamları bu geçici “sihirli adaları” ilk kez 2014 yılında Cassini-Huygens misyonu sırasında fark ettiler ve o zamandan beri kökenlerini anlamaya çalışıyorlar. Önceki çalışmalar, bunların dalgaların neden olduğu hayalet adalar veya askıda katı maddelerden, yüzen katı maddelerden veya nitrojen gazı kabarcıklarından oluşan gerçek adalar olabileceğini öne sürüyordu. Yeni çalışmanın baş yazarı ve gezegen bilimci Xinting Yu, Titan’ın atmosferi, sıvı göller ve ay yüzeyinde biriken katı maddeler arasındaki ilişkilerin daha dikkatli bir analizinin, bu gizemli adaların nedenini ortaya çıkarıp çıkaramayacağını merak etti.
Yu, “‘Peri adalarının’ aslında suyun yüzeyinde yüzebilen süngertaşı gibi yüzeyde yüzen organik madde olup olmadığını araştırmak istedim” dedi.
Titan atmosferinin üst katmanı çeşitli organik moleküller açısından zengindir. Bu moleküller bir araya toplanabilir, donabilir ve yalnızca birkaç milimetre yüksekliğinde dalgalara sahip sıvı metan ve etan içeren pürüzsüz nehirler ve göller de dahil olmak üzere Titan’ın yüzeyine düşebilir.
Yu ve ekibi, Titan’ın hidrokarbonat göllerinde son bulan bu “organik yığınların” kaderiyle ilgilenmeye başladı. Göller zaten organik parçacıklara doymuş olduğundan, bu hareketli topakların sıvıya girdiklerinde çözünmediğini buldular.
Yu, “‘Sihirli adaları’ görebilmemiz için onların bir süre suda kalmaları gerekiyor” dedi.
Titan’ın gölleri ve denizleri temel olarak metan ve etandan oluşur; bunların her ikisi de düşük yüzey gerilimine sahiptir ve bu da katı maddelerin yüzmesini zorlaştırır. Modeller, yığınlar gözenekli bir yapıya sahip olmadığı sürece, donmuş maddelerin çoğunun çok yoğun olduğunu ve yüzey geriliminin Titan’da sihirli adalar yaratamayacak kadar düşük olduğunu gösteriyor.
Buz kümeleri yeterince büyükse ve boşlukların ince tüplere oranı doğruysa, sıvı metan, kümelerin yüzeyde kalmasına yetecek kadar yavaş bir şekilde dışarı sızabilir.
Yu’nun modellemesi, bireysel kümelerin tek tek yüzemeyecek kadar küçük olduğunu gösterdi. Ancak kıyıya yakın yerlerde yeterli miktarda küme birikirse, tıpkı Dünya’daki buzulların kopması gibi, büyük parçalar kopup uçup gidebilir. Bu organik buzulların daha büyük boyutu ve uygun gözenekliliğinin birleşimi, Titan’ın “sihirli adaları” olgusunu açıklayabilir.
“Sihirli adalara” ek olarak, Titan’ın denizlerini ve göllerini kaplayan ince donmuş madde tabakası da sıvı formların olağandışı pürüzsüzlüğünü açıklayabilir. Yani bu çalışmanın sonuçları Titan’ın iki sırrını aynı anda açıklayabiliyor.


