Amerikan şirketi Anthropic, Washington’un talebi üzerine, en yeni ve güçlü yapay zeka modellerini aniden devre dışı bıraktı. Beyaz Saray, şirketin tüm yabancı uyruklulara, kendi çalışanları dahil, erişimi engellemesini istedi. Bu durum, Amerika’nın yalnızca yapay zeka alanında değil, bu teknolojiyi kullanma yetkisi üzerinde de ne kadar etkili olduğuna dair çarpıcı bir hatırlatma oldu.
Trump yönetimi, bu duruma hızlı ve kapsamlı bir şekilde yanıt verdi. Daha önce “yüksek riskli alanlarda” kullanımını kısıtlayan önlemlerle korunan Fable 5 ve Mythos 5 modellerinin devre dışı bırakılması, Amerika’nın kritik teknolojilere güvenme konusunda dikkatli olunması gerektiği yönündeki uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir güç kattı. Bu durum, teknoloji alanında bağımsız liderlik çağrılarını desteklemek için politikacılar, hükümetler ve şirketler için yeni bir argüman sundu.
İngiltere’de, Yapay Zeka ve Çevrimiçi Güvenlik Bakanı Kanishka Narayan, Anthropic, Donald Trump ya da ABD’yi doğrudan anmadan, bu durumu fırsat bilerek İngiltere’nin kendi yapay zeka kapasitesini geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Narayan, yapay zekanın “zamanımızın merkezi siyasi sorunu” olduğunu belirterek, ülkelerin bu teknolojinin ekonomi, güvenlik ve egemenlik üzerindeki etkisini belirlemesi gerektiğini vurguladı.
Fransa’da ise tepkiler daha keskin oldu. Eski Başbakan Gabriel Attal, durumu “yapay zeka savaşı”nın başlangıcı olarak nitelendirerek, Fransa’nın kritik teknolojilere bağımlılığının tehlikelerini dile getirdi. Attal, bu durumu, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına benzeterek, yapay zeka erişiminin stratejik bir darboğaz haline geldiğini belirtti.
Bu bağımlılık endişesi yeni değil. Avrupa, yıllardır ABD’ye olan bağımlılığını sorguluyor. Avrupa Birliği, çipler, bulut bilişim ve yapay zeka gibi alanlarda dış sağlayıcılara olan bağımlılığı azaltma üzerinde duruyor. Ancak Anthropic’in durumu, ABD’nin müttefik olarak güvenilirliğini sorgulayan derin endişeleri daha da artırdı.
Kanada, bu durumu Avrupa ile paralel değerlendirdi. Başbakan Mark Carney, yapay zeka gibi kritik kaynaklara erişimde tek bir ortağa bağımlılık riskine dikkat çekti. Bu durum, belirli modellere aşırı bağımlılığın istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Diğer ülkeler bu konuda daha fazla yol kat etti. Pekin, yerli yapay zeka firmalarını uzun süredir destekliyor ve Çin, ABD’li laboratuvarlarla rekabet edebilen birkaç yerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak bazı alanlarda, Çin modelleri Amerikan versiyonlarının gerisinde kalmakta. Anthropic, bazı Çinli rakiplerin kendi modellerini “endüstriyel” ölçekte eğitmek için kullanmasından dolayı endişeli.
Çoğu hükümet ve işletme, ABD veya Çin’deki laboratuvarların ölçeği ve kaynaklarıyla kıyaslandığında oldukça geride kalıyor. Ancak egemen yapay zeka oluşturmak, her zaman en büyük veya en güçlü araçları inşa etmek anlamına gelmiyor. Fransa’nın Mistral’ı ve Kanada’nın Cohere’i, bu ülkeler dışında sağlam katkılar sağlayan girişimleri gösteriyor. Diğer ülkeler, altyapı gibi stratejik önceliklere odaklanıyor.
Trump, Mythos ve Fable’ı kısıtlamayı ulusal güvenlik meselesi olarak görebilir. Ancak bu argüman her iki tarafı da etkiliyor ve şimdi Washington, yapay zekanın herkes için çok önemli olup olmadığını sorgularken, diğer hükümetler Washington’un kimlere erişim izni verebileceğini belirlemesine ne ölçüde katlanabileceklerini sorguluyor.
Anthropic, kısa süre içinde Mythos ve Fable’ı yeniden çevrimiçi hale getirebilir. Ancak Amerikan yapay zekasına global düzeyde güven oluşturmak tamamen başka bir meseledir. Kapanmanın süresi ne olursa olsun, bu olay, ABD’nin yapay zeka modellerine erişiminin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.


