2025 yılı, AI ve siber güvenlik için gerçek bir dönüm noktası mı?
Yılın sonunda AI’nın gerçek değeri kanıtlanacak mı?
Siber saldırıların artışında hangi faktörler etkili olacak?
Veri yerleşimi sorunları neden daha fazla önem kazanacak?
2025’te IT altyapısının geleceği ne olacak?
A make-or-break year for AI
Son yıllarda, OpenAI tarafından piyasaya sürülen ChatGPT ile birlikte AI teknolojisi büyük bir atılım gerçekleştirdi. Ancak artık tartışmalar, AI’nın potansiyelinden çok, performansına kaymış durumda. Sektörde 2025 yılına kadar AI ile ilgili harcamaların 1 trilyonu geçmesi bekleniyor. Yatırımcılar ve üst düzey yöneticiler, bu yatırımların geri dönüşlerini sorgulamaya başlayacaklar. Örneğin, Booking Holdings’in CEO’su Glenn Fogel, müşteri etkileşimlerinin yalnızca küçük bir kısmının AI hizmetleriyle olduğunu belirtti. Bu durum, AI’nın henüz yeterince olgunlaşmadığını ve geniş kapsamlı uygulamalara geçmeden önce daha fazla iyileştirme gerektirdiğini gösteriyor.
Billionlarca dolarlık yatırım yapılmasına rağmen, AI teknolojisinin en iyi nasıl kullanılacağını hala anlamakta zorlanıyoruz. Bu, hissedarlar için endişe verici bir durum. Yatırımın gerçek bir etki yaratmadığı durumlarda sürdürülebilir olup olmayacağı sorgulanmaya başlanacak. Ayrıca, yüksek uygulama maliyetleri ve etik sorunlar, AI’nın potansiyel değerini sorgulatan başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Interconnectivity vulnerabilities
Dünya giderek daha fazla bağlı hale gelirken, kuruluşlar bu bağlantıların nerelerde zayıf noktalar barındırdığını anlamakta zorlanıyor. Geçmişte yaşanan CrowdStrike kesintisi gibi olaylar, bir IT arızasının tüm operasyonları nasıl altüst edebileceğini gösterdi. Bir kuruluşun bulut sağlayıcısı uzun bir süre kesintiye uğrarsa ne olur? Ana yazılım bağımlılığı aniden başarısız olursa? Kuruluşların bu tür durumlarla başa çıkabilmesi için sağlam yedekleme planlarına ihtiyacı var.
The growing data residency battle
Veri egemenliği ve kontrolü, 2025 yılında önemli bir tartışma konusu olacak. Jeopolitik gerginliklerin artması ve denizaltı kablolarının sabotajı ile birlikte, hükümetler ve işletmeler artık verilerinin nerede depolandığı ve kimlerin bu verilere erişim sağladığı konusunda daha fazla endişe duymaya başladı. Uluslararası internet trafiğinin büyük kısmı denizaltı kablolarına bağımlıdır ve bu kablolar sabotaj için hedef olmaktadır. Örneğin, İsveç’in kabloları son bir yıl içinde üçüncü kez hasar gördü.
Bu kritik yapılar tehlikeye girdiğinde, büyük ölçüde bağlantı sorunlarına yol açabilir ve bu durum finansal ticaret gibi kritik sistemleri etkileyebilir. Yeni teknolojiler, örneğin Starlink gibi uydu tabanlı internet sistemleri, çözüm sunabilir ancak aynı zamanda yeni güvenlik riskleri de getirmektedir. Şirketlerin verilerinin nerede depolandığını bilmeleri ve hangi yargı yetkisinde olduğunu anlamaları gerekmektedir.
2025’te Sonuç
2025 yılı, AI, siber güvenlik ve IT altyapısında dönüşüm yaratan birçok etkene ev sahipliği yapacak. İşletmelerin direncini artırmaları ve proaktif bir yaklaşım benimsemeleri gerekecek. Yeni teknolojiler ve ortaya çıkan tehditler tarafından şekillenen bu sürekli evrilen kamu ve IT manzarasında, ajanslar ve şirketler, gelecekteki belirsizliklere karşı güçlü bir konumda olmak için hazırlıklı olmalılar.


