TÜBİTAK tarafından “Üniversitelerin Alan Bazında Yetkinlik Analizi” 2023 yılı çalışmasının sonuçlarının ilan edilmesi ve bilgi paylaşımı amacıyla çevrimiçi bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. 

“TÜBİTAK eliyle bilimsel araştırmanın koşulsuz destekçisi olmaya devam edeceğiz”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal moderatörlüğündeki toplantıya katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, bilim ve araştırmayı milli teknoloji hamlesi hedeflerine ulaşmada anahtar olarak gördüklerini belirterek, “Muradımız, bilimsel ve teknolojik dönüşümü gerçekleştirerek Türkiye’yi AR-GE ve inovasyonun adresi haline getirmek.” dedi. 

Kacır, ekonomik büyümede, kalkınmada, toplumsal refahın oluşturulması ve insanlığın köklü sorunlarının çözülmesinde üniversitelerin öncü rol üstlendiğini söyledi. Bu doğrultuda Türkiye’nin son 20 yılda yükseköğretimde büyük bir atılım gerçekleştirdiğini dile getiren Kacır, yükseköğretim sisteminin eğitim ve araştırma kapasitesi bakımından büyük bir sıçrama ortaya koyduğunu ifade etti. 
Fatih Kacır, sayıları 76’dan 208’e çıkan üniversiteler ile akademisyen sayısının 185 bini aştığına dikkati çekerek, bu anlamda üniversiteye ev sahipliği yapmayan il kalmadığını belirtti. Her ilin aynı zamanda bir bilim ve teknoloji yuvasına dönüştüğünü söyleyen Kacır, şöyle devam etti: “2002’de sayıları 8 bini bulmayan bilimsel yayın sayısı bugün 49 bini aşarken, bilim insanlarımız her geçen gün çığır açıcı çalışmalara imza atıyor. Biz de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak TÜBİTAK eliyle bilimsel araştırmanın koşulsuz destekçisi olmaya devam edeceğiz. Bilim ve araştırma kapasitemizin yükseltilmesini, bilimsel araştırmanın çıktılarının toplumsal faydaya dönüştürülmesini, milli teknoloji hamlesinin hedeflerine ulaşmada anahtar olarak değerlendiriyoruz. Muradımız, bilimsel ve teknolojik dönüşümü gerçekleştirerek Türkiye’yi AR-GE ve inovasyonun adresi haline getirmek.” 

 “AR-GE harcamalarının GSYH’ye oranı yüzde 1,4’ü aştı” 

Kacır, en aktif kullandıkları mekanizmanın TÜBİTAK burs ve destekleri olduğuna işaret ederek, son 20 yılda yalnızca TÜBİTAK kanalıyla akademiye yönelik destek programları kapsamında 28 binden fazla projeye sağladıkları destek tutarının 65 milyar lirayı aştığını bildirdi. Bu projelerde 45 binden fazla araştırmacı ve 54 binden fazla bursiyerin görev aldığını belirten Kacır, şu değerlendirmede bulundu: “Araştırmacılarımızın projelerinin ve akademik çalışmasının başarısının bilimsel gelişmeleri yakından takip etmekle mümkün olduğunun farkındayız. TÜBİTAK ULAKBİM kanalıyla 3 milyon araştırmacıyı tüm dünyadaki akademik çalışmalarla buluşturuyoruz. Yalnızca geçen yıl sunduğumuz veri tabanlarından indirilen makale sayısı 43 milyonu aştı. Bilimsel projelere sağladığımız bu destekler ve uzun vadeli politikalarımızın ışığında güçlü bir araştırma ve teknoloji ekosistemi de adım adım inşa edildi. 2000’lerin başında binde 5’i bulmayan AR-GE harcamalarının GSYH’ye oranı bugün yüzde 1,4’ü aştı.” 

Kacır, son 20 yılda Türkiye’deki patent başvurusu sayısının 20 kattan fazla artış göstererek yıllık 9 bine ulaştığı bilgisini verdi. AR-GE personeli sayısının da 220 bini geçtiğini belirten Kacır, şunları ifade etti: “Bugün milletimizin iftihar kaynağı olan milli projelerimizin her birinde akademisyenlerimizin ve onların yetiştirdiği vatan sevdalısı öğrencilerinin alın ve akıl teri mevcut. Fakat halen katedecek çok yolumuz var. Bu anlayışla araştırma ve inovasyon kapasitesini güçlendirmeyi, gerçekleştirdiğimiz her projede ve yayımladığımız tüm stratejilerde açıkça vurguluyoruz. Burada da başarının anahtarı olarak veri temelli karar vermeyi görüyoruz. ‘Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz’ anlayışından hareketle üniversitelerimizin alan bazlı yetkinliklerini hem nicelik hem nitelik açısından toplam 11 gösterge ışığında analiz ediyoruz. Elde ettiğimiz sonuçlarla 132 farklı alanda ülkemiz üniversitelerinin yetkinliklerini karşılaştırma imkanı sunuyoruz. Her üniversitemizin fark yarattığı alanları tespit ediyoruz. 2016’dan bu yana sürdürülen çalışmayla aynı zamanda üniversitelerimizin farklı alanlardaki yetkinliklerinin gelişimi ve değişimini de takip etme imkanına kavuşuyoruz.” Kacır, bu yıl gerçekleştirdikleri çalışmanın çıktılarını da araştırma kapasitelerinin iyileştirilmesinde hem üniversiteler hem de kendilerine yol gösterici olacağına inancının tam olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmalarını sürdürdükleri dile getiren Kacır, “Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlığını sağlamak ve yüksek teknoloji ürünlerini rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen bir ülke olma yolunda ortaya koyduğumuz politikaların bütünü olarak adlandırdığımız milli teknoloji hamlesinde üniversitelerin rolü çok büyük.” diye konuştu.

“Bu çalışmayı geçmişteki dönemlere kıyasla daha anlamlı ve kıymetli buluyoruz”

Toplantıda konuşan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, etkinlikte amaçlarının üniversiteleri sıralamak değil, onların potansiyellerini, birbirleriyle, sanayiyle ve kamuyla iş yapma biçimlerini ve görünürlüklerini ortaya koymak olduğunu söyledi. Mandal, “Araştırma yönetimi odaklı bir süreç üzerine inşa etmeye çalışıyoruz. Üniversitelerimizi araştırmayı yapan kurumlardan daha çok araştırmayı yöneten kurumlara dönüştürmeyi hedefliyoruz.  Ülkemizin hedeflerindeki en önemli bileşenin bu olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Kısa ve uzun vadede küresel olarak karşılaşabileceğimiz güçlüklere değinen Mandal, gıda arz güvenliği, enerji, ham madde kaynaklarına ulaşım, göç dalgaları ve ekonomik güçlüklere bakıldığında çözümün bilim ve teknolojiden geçtiğine işaret etti.
Prof. Dr. Mandal, “Bizim üniversitelerimizde özellikle en önemli bilgi üreticisi kurumlarımız açısından değerlendirildiğinde, karmaşık, daha dinamik olarak değişen güçlüklere çözüm oluşturabilmek için yenilikçi bilgi üretim yöntemlerine ihtiyaç var. O anlamda bu yapılan çalışmayı biz geçmişteki dönemlere kıyasla daha anlamlı ve kıymetli buluyoruz.” diye konuştu. 
Çözüm üretme yaklaşımları veya bir diğer ifadeyle iş birliği yapma yöntemleri olarak üniversiteyle sanayi ve kamu yanında toplumun da dördüncü bileşen olduğuna vurgu yapan Mandal, “Üçlü sarmal yapıdan dörtlü sarmal yapıya, hatta sürdürülebilirlik noktası ile beraber beşli sarmal yapıya doğru bir dönüşüm var.  Bu da yönetme yöntemlerindeki yenilikçi yaklaşımları beraberinde getiriyor ve bununla ilgili hangi noktaya bakarsak ister afetler noktası olsun ister gıda arz güvenliği, su, enerji, çevre, sanayi, sağlık, haberleşme, dijital teknolojilerde disiplinler üstü yaklaşımlara ihtiyaç var. Bu bileşenlerin arasında çok katmanlı, dinamik, çift yönlü etkileşimler ile küresel güçlüklere çözüm üretilebilir. Daha fazla hedef odaklı, yeniliğe dayalı iş birliği platformları artık zorunluluk haline geldi. Akademi, özel sektör ortak araştırma altyapılarının, bilginin birlikte üretiminin, üretilecek olan bilginin toplumsal değer zincirinde bir karşılığının olması lazım. Yani toplum bileşeni açısından üniversiteler ve firmalar arasında iş birliği, yeni özellikle dijitalleşmeyle birlikte oluşan istihdam süreci ve daha fazla uzun vadeli yenilikçi öncül araştırmalar içinde yüksek risk yüksek kazanımlar, araştırmalar… Bunlar genelde çözüm oluşturma noktasında konuşulabilecek başlıklar.” ifadelerini kullandı.
Araştırma yönetiminin önemine vurgu yapan Mandal, “Avrupa Komisyonu’nun 2022 -2024 ajandasında da güçlükler üzerinden nasıl bir çözüm yöntemine gidilebilir ve bunun içerisinde ki bahsedilen 20 eylem arasında 13 eylemin araştırma yapma sisteminde üniversitelerle ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bunlar açık bilim, araştırma değerlendirmesi, kamu araştırma kurumlarınca araştırma yöntemi, telif hakkı ve veri yasaları ile düzenleyici mevzuat, özendirici ve sürdürülebilir araştırmacı kariyeri, üniversitelerin ERA ve Avrupa Eğitim Alanı ile sinerjisi, araştırma altyapıları, karşılıklı kazanıma dayalı uluslararası iş birliği, Ar-Ge ve yenilik misyonları ve ortaklıkları, kilit sektörlerdeki yeşil ve dijital ikiz dönüşümlerin hızlandırılması, yeşil enerji dönüşümü, bilgi değerleme ve bilimin vatandaşlara yaklaştırılmasıdır. Burada da araştırma ve veri yönetimi ki bugünkü toplantımızda bunun yanında çok duyacağınız alt başlık olan açık bilim kavramı, araştırmanın değerlendirmesi. Yani buradaki performans izleme ve değerlendirme sistemi. Kamu araştırma kurumlarımız için araştırmanın yönetiminin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yani araştırmayı yapmaktan daha çok yönetmek. Burada da üniversite yöneticilerine, rektörlere, rektör yardımcılarına özellikle büyük görev düştüğünü düşünüyoruz.” diye konuştu. 

“Çıktıktan daha çok etkiye doğru dönüşüm gerekli”
Bir diğer önemli konunun insan kaynağı olduğuna işaret eden Mandal, “İnsan kaynağının araştırmayla eğitimin birlikte yönetimi, yani geçmişte araştırma bir misyon, eğitim bir misyon ama bunların arasındaki sinerjinin çok daha fazla olması ve mutlaka uluslararası iş birlikleri, iş yapma modelleri açısından bakıldığı zaman, ekonomik değer üretmek anlamında bakıldığı zaman birlikte başarma ve hedef odaklılık gibi biz bunu zaten ülkemizde uzun zamandır kullanıyoruz. Birlikte çalışabilme, yeşil dönüşüm, hatta ikiz dönüşüm, dijitalleşmeyle birlikte bilginin değerlemesi ve bilimin vatandaşla olan farkındalık boyutunun daha fazla paydaş noktasına gelebilmesi, bunların tümünün bize göre çözüm noktasındaki yaklaşım çıktıdan daha çok etkiye doğru dönüşüm. Genelde üniversitelerimiz girdi odaklı süreç yönetmekte çok daha başarılı ama beklenen araştırma sürecinin yönetimi. Çözüm noktasının bu olduğunu düşünüyoruz.” dedi. 
Prof. Dr. Mandal, “Üniversitelerde Ar-Ge Yönetimi Stratejileri üç ana başlıkta toplanıyor. Gelir odaklı Ar-Ge yönetimi stratejisi, Akademisyen odaklı Ar-Ge yönetimi stratejisi ve Kalkınma odaklı Ar-Ge yönetimi stratejisi… Bunların her birinin bir veri yönetimiyle izlenmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin kendi özel modelleri içerisinde kalkınmayı daha fazla ön planda tutup; akademisyen odaklı veya gelir odaklı daha fazla ön planda tutması, araştırma yönetimi süreci açısından bir engel değil, bir zenginlik, bir farklılaşma. Dolayısıyla burada bütün üniversitelerimizi birbirine benzetme değil ama üçünün gündeminde olması gereken başlıklar olarak bunları değerlendiriyoruz. Ama günün sonunda olmazsa olmaz en önemli bileşenin de insan kaynağı olduğunu tekrar hatırlatmak gerekiyor.” değerlendirmelerinde bulundu. 
Mandal, “Üniversiteler için araştırma yapmak yerine araştırmayı yönetmelerini konuşuyorsak bunun olmazsa olmaz bileşeni veri yönetimi ki biz de verilerden elde edilen çalışmaları sizlerle paylaşmış oluyoruz. Buradaki analizlerin tamamı veriye dayalı.“ dedi.
Prof. Dr. Mandal, TÜBİTAK olarak küresel boyuttaki değişimlerle birlikte ön planda tutulan başlıklardan bahsederek, “Yenilikçi, nitelikli bilgi üretimi, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi için ne yapmaya çalışıyoruz? Ekonomik anlamda bir etki oluşturma toplumsal anlamda refah oluşturma, aynı zamanda ulusal güvenlik anlamında etki oluşturma noktasında önceliklendirme çalışmalarımız var.” diye konuştu. 2022, 2023 yılındaki önceliklendirme çalışmalarımızda iklim başlığı altında kritik teknolojiler açısından, ülkemiz için gerekli olan konuların ele alındığına işaret eden Mandal, “264 tane Ar-Ge ve yenilik konuları var ki biz bunu zaten gündemde tutuyoruz. Sunduğumuz birçok destek programımız var. Her ortamda da bu etkileşimi daha fazla arttırmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. 

“Türkiye olarak dünya ortalamasının üzerinde odaklanmış bilgi üretiyoruz”
“Yetkinlik analizimiz bugün bu toplantıyla birlikte kamuoyuyla paylaşılmış olacak ve yetkinlik analizinin nerede kullanılabileceğine dair örnekler vermeye çalıştım.” diyen Mandal, “ 1004 Yüksek Teknoloji Platformlarımızı oluştururken, SAYEM platformlarımızı oluştururken, üniversitelerimizin kendi yetkinlik alanlarını görmeleri,  iş birlikleri fırsatlarını oluşturabiliyor. Sanayiyle iş birliği anlamında, yurt dışından veya yurt içinden lider araştırmacı çekme boyutunda kullanılabildiğini düşünüyoruz. Üniversiteyle sanayinin birlikte yürüttüğü 1505 Üniversite Sanayi İşbirliği Destek Programımız, 1002-B Acil Destek Programımız, 2244 Sanayi Doktora Programımız için de kullanabildiğini düşünüyoruz. 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı, 1501 Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı gibi tüm programlarımızın içerisinde ve uluslararası ortaklarımızla da biz bunu her ortamda paylaşıyoruz. Türkiye’ye geldiklerinde biz kimle şu alanda iş birliği yapabiliriz dedikleri zaman bu yetkinlik analizinin fayda sağladığını düşünüyoruz.” değerlendirmelerinde bulundu. 
“Türkiye olarak dünya ortalamasının üzerinde odaklanmış bilgi üretiyoruz. Bu durum bizim özellikle Ufuk Avrupa başta olmak üzere uluslararası iş birliklerimizi de ön plana getiren yaklaşımlar.” vurgusu yapan Mandal, “Burada amacımız üniversitelerimizin mevcut potansiyellerini ortaya koymak, iş birliği fırsatlarını oluşturmak ve geleceğe yönelik de kendi üniversitelerinin araştırmayı yapmak yerine yönetmek noktasında kendilerine bir katkı sağlaması.” dedi. 
Toplantıda konuşan Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Daire Başkanı Hande Alpaslan, analiz çalışması kapsamında uygulanan metodoloji ve göstergeler ile ilgili bilgilendirme yaptı. Toplantıda elde edilen sonuçlar aktarıldı, üniversitelerde araştırmanın yönetimine yönelik alınacak kararlarda yetkinlik analizi çalışmasından nasıl faydalanılabileceğine yönelik öneriler de sunuldu.  

Toplantıda ayrıca, üniversitelerde araştırma yönetiminin önemine ilişkin ve deneyim paylaşımı amacıyla bir panel oturumu yer aldı. 

Panelde Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr Atilla Keskin, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Banu Yücel, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Koç Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zeyrek, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici birer sunum gerçekleştirdi.

Üniversitelerin 132 farklı araştırma alanı bazında yetkinliklerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesine imkan tanıyan analiz de katılımcılarla paylaşıldı.  Sorular hem TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından sözlü olarak hem de birimler tarafından YouTube üzerinden yanıtlandı.

Ayrıntılara https://www.tubitak.gov.tr/tr/kurumsal/politikalar/icerik-universiteleri… adresinden ulaşabilirsiniz. 

İlgili rapora da https://www.tubitak.gov.tr/tr/kurumsal/politikalar/icerik-universiteleri… linkinden ulaşabilirsiniz

Etkinliği https://www.youtube.com/watch?v=roq9TLy883Y adresinden izleyebilirsiniz.

 

 



kaynak: tubitak.gov.tr