Nakba: Unutulmaz Bir Tarih
Nakba, Arapça’da "büyük felaket" anlamına gelmektedir. Bu terim, 1948 yılında Filistin topraklarında gerçekleşen olayları tanımlamak için kullanılır. Bu dönemde, yüz binlerce Filistinli, İsrail’in kurulmasıyla birlikte evlerinden ve topraklarından zorla çıkarılmıştır.
Said, bu trajedinin izlerini taşıyan bir ailenin parçasıydı. 1948’de sadece altı yaşındayken, ailesi Beersheba’daki köylerinden zorla uzaklaştırıldı. Annesi, onu bu korkunç olaydan kurtarmak için kollarında taşıyarak Gaza’yı hedef aldı. Aile, geçici bir süre için sığınacakları düşüncesiyle yola çıktı. Ancak, bilmedikleri bir şey vardı: bu geçici sığınma, yıllar sürecek bir mücadelenin başlangıcını simgeliyordu.
Sığınma ve Kalıcı Yerleşim
Said’in ailesi, Gaza’ya vardıklarında, geçici çadırlarla bir süre kalacaklarını düşünmüşlerdi. Ancak bu geçici barınaklar, zamanla kalıcı hale geldi. Anahtarları, yıllar geçmesine rağmen hâlâ hatırlanıyordu; bu anahtarlar, dönüş haklarının sembolü haline geldi. Bugün, 77 yıl geçmesine rağmen bu anahtarlar hâlâ evdeki yerini korumakta.
Kayıp ve Gereksinim
Said için Nakba, geçmişin bir hikayesiydi. Ancak 2023’te, bu hikaye gerçeklik haline geldi. İsrail, Kuzey Gazze’de zorla tahliye kampanyasına başladı ve bu durum, Said’in dedesinin yaşamış olduğu deneyimlerle örtüşüyordu. İnsanlar, bir kez daha evlerinden uzaklaştırılıp güney bölgelere göç etmeye zorlandılar. Ancak orası da bombalarla vuruldu. Yüzlerce insan, ayakları çıplak, yalnızca ihtiyaç duydukları eşyaları taşıyarak saatlerce yürüdü.
Günümüzde Gazze’de durum tam bir felaket. İnsanlar, tekrar çadırlara sığındılar. Diktikleri bu çadırlar, artık plastik değil; daha çok kıyafet ve çeşitli malzemelerle oluşturulan geçici barınaklar. Soğuk havalarda bebekler, dehidrasyondan yaşamını yitiriyor. Polio ve sıtma gibi hastalıklar geri dönmeye başladı. Dünya Gıda Programı’nın verilerine göre, Gazze nüfusunun %96’sı gıda kıtlığı yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü, beş yaş altındaki çocuklarda 32 beslenme yetersizliği ölümünü onayladı ve bu sayının artacağı konusunda uyarıda bulundu.
Temel İhtiyaçların Yokluğu
Gazze’de yaşam, dedelerin yaşadığı gibi. Elektrik yok, su yok; insanlar, ateş üzerinde yemek hazırlıyor. Annelerin ciğerleri, dumanla dolarken çocuklar aç karnına yatıyor. Savaş, yalnızca topraklarımızdan değil, gündelik yaşam ihtiyaçlarımızdan da mahrum bıraktı.
Acı Kaybın Ardındaki Gerçekler
Said’in dedesi, ikinci Nakba’yı göremedi. Yaşadığı acılar, açlık ve sağlık hizmetlerinin olmayışı, onu hayattan kopardı. Son günlerinde vücudu, uzun süreli açlık sonucu, adeta bir gölgeye dönüştü. Son kucaklaşmamız, kelimelere dökülemeyecek bir veda oldu. Gözünden süzülen bir yaş, savaşın yarattığı ağır acıları anlatıyordu.
Sınırlar ve Tahliye Planları
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 2 milyon Filistinlinin Gazze’den zorla tahliye edilmesini istedi. Bu sözler, uzun yıllardır süregelen bir planın açığa çıkmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler’in insani yardım koordinasyonu ofisine göre, Gazze’de sağlık tesislerinin %85’i yok oldu. Eğitim sektörü de benzer bir yıkımla karşı karşıya kaldı. UNICEF, Gazze’deki okulların %80’inin artık işlevsel olmadığını belirtiyor.
Gelecek ve Umut
UNRWA’nın varlığı, mülteci haklarının hatırlatıcısı olarak hedef alındı. Holokost’un sembolleri olan mülteci kampları, saldırılara maruz kaldı. Jabalia ve Shati gibi kamp alanları artık hatıraların değil, mezarların yeri. Peki, Said’in dedesinin topraklarına dönme hayali bir gün gerçekleşecek mi?
Son Düşünceler
Zaman içinde tarih tekerrür ederken, Said, çocuklarına kendi hikayesini anlatmaktan çekinmeyecek. O, dedesinin ve tüm neslin yaşadığı trajediyi nesilden nesile aktarırken, umut da taşımayı sürdürecek. Acılarla dolu bir tarih, insanlık durumunu anlamak için bir ders niteliğindedir. Unutulmamalıdır ki, her hikaye sadece geçmişle sınırlı kalmaz; geleceğe de ışık tutar.


